İptidai toplumların genellikle medet umdukları, uğurlu saydıkları, kendilerine inandıkları putları, el yapımı tanrıları olur.

Onların yoktu!..

Çünkü çağın “hanif” toplumuydu onlar. Çünkü hiçbir çağdaş siyasi ideolojinin kirli oyunlarında yer almamıştı onlar.

Bir onlar kalmıştı, 20. yüzyılın modern siyasi akımlarına kapılmadan, saf, temiz duygulara sahip olarak kalan.

Yok sayılmıştılar, yasaklanmıştılar, inkar edilmiştiler ama değiştirilememiştiler, değişmemiştiler.

Feodal düzenin sömürüsüne, zulmüne rağmen kendi yağında kavrulup gidiyorlardı. Açtılar, susuzdular ama onurluydular.

Devlet olamamış topluluklardan biri de onlardı, özgürlük putunun kölesi olmayan. Bir onlar kamıştı “hanif” bir toplum olarak çağdaş ideolojilerin fesadına bulaşmayan.

Özgürlük adına, kimlik adına, kültürel haklar adına önce dağa çıkardılar, sonra ovalara, sokaklara, meydanlara indirdiler…

Onlar ki: Erkeklerle aynı sırada oturmasın diye okula göndermedikleri; uğruna yıllarca, yüzyıllarca namus kavgası verdikleri kızları, şimdi hiçbir toplumda, hiçbir modern orduda olmadık sayıda dağlarda!.. Özgürlük adına erkeklerle kol kola, omuz omuza!..

Özgün bir halkın bütün değerlerini birer birer yok ediyorlar. Çağ sana uymuyorsa sen çağa uyacaksın diyorlar!

Özgürlük adına; birileri iradelerine ipotek koymaya çalışıyor; iradelerini zapturapt altına almaya çalışıyor.

Birileri onlara: “özgürlüğün” iradelerini teslim etmekten; bütün değerlerini ve inançlarını terk etmekten geçtiğini söylüyor.

Bu, Allah ile kul arasına girmek gibi değil, doğrudan ilâhlık taslamaktır. Halkın iradesi olmak, onlar adına kararlar almak, halkı kul; kendini ilâh ilan etmektir.

İnsanların iradelerini ellerinden alarak özgürlük vadeden, hiçbir ideolojinin, hiçbir toplumsal mücadelenin, hiçbir siyasi hareketin böyle bir örneği yok tarihte.

Onlar saf duygulara, tertemiz beyinlere sahip bir halktı. Apak yürekleri milliyetçilik mikrobuna bulaşmamıştı henüz. Onlar çağımızın “hanif” kalmış devletsiz toplumlardan biriydi. Onlar bu coğrafyanın Kızılderilileriydi, Başıboş kalamazdılar!..

Uluslararası emperyalizm ve yerli işbirlikçileri, Kürtlerin iradelerine ipotek koymaya kararlıdır.

Demokratikleştirme projesiyle beyinlerini zapturapt altına alarak ehlileştirmeye çalışıyorlar.

Önce onlardan görünecekler sonra haklarını savunduklarını söyleyecekler ki teslim alma operasyonu başarılı olsun, oluyor da…

Hâlbuki insanların iradelerini tahakküm altına alan Nemrut’a başkaldıran, putları yerle bir eden bir kültürün mirasçılarıydı onlar.

Yani çağın hanifleriydiler Sünni’siyle, Alevi’siyle, Ezidi’siyle…

Hâlbuki Demirci Kawa’nın Nevruz ateşini yakışıyla özgürlüklerine kavuşmuştular. O günden bu güne hiçbir kuvvet ele geçirememişti iradelerini. Ta ki demokrasi, özgürlük, insan hakları kılıklı çağdaş Dehhaklar, Nemrutlar karşılarına dikilinceye kadar…

Kürt halkına rağmen Kürtler adına uluslararası emperyalizmin ve yerli işbirlikçilerin özgürlük adına: kölelik; Kültürel haklar adına: asimilasyon; kimlik adına: yabancılaştırma projesidir Kürt halkına dayattıkları.

Birilerinin isteyip de gerçekleştiremediği asimilasyonu kendi evlatları yapıyor şimdi!

Hiçbir kuvvetin değiştiremediği Kürtleri uluslararası bir proje değiştirdi, değiştiriyor... Özgürlüğünüz(!) mübarek olsun ey Kürt halkı!..

Önce ilâhlığını ilan edecekler. Sonra gözlerinizin içine baka baka heykellerini dikecekler, kurtuluş abidesi olarak!..

Yakında sizin de tapacak putunuz, putlarınız olacak, siz de özgür(!) olacaksınız!..

Şimdiden mübarek olsun özgürlüğünüz, putunuz, putlarınız ey Kürt halkı!..



 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.