Sevgili dostum Arzu Bursa'nın kaleme aldığı yazı toplumsal trajedi haline gelen boşanmış aile çocuklarının ve ailelerin yaşadıkları travmaları kendi yaşamış olduğu gerçeklikler ile cesurca kaleme almış...Okurken bizlerinde kendimize  pay çıkaracağımızdan emin olduğum bu güzel yazıya dokunmadan sizlerle paylaşıyorum.

Boşanmış Bir Ailenin Çocuğu Olmak

   Boşanmış bir çift olsak da,oğlumuz benim ve babasının en değerli varlığıdır.21. yy için alışılagelmiş bir şey gibi görünse de bu topraklarda zor hadisedir bu! Bakmayın siz dünyanın post-modern söylemine! O uyduruyor çoğunlukla. Anne- baba  bir şekilde boşanmış olmayı hâlletse de bu çocuk için oldukça zordur ve aslında zor olması anne- baba tutumunun dışında  çevre tarafından daha da zor hâle getirilmiştir. 

Faşizm sadece politik bir şey midir sizce? Bence en derin duygusal hâllerde rengini kabak gibi gösteriverir. Evet kabak gibi! O minik çocuk çantasına doldurduğu oyuncakları ve giysileriyle bir annesine, bir babasına gitmeye, her iki evde odası olmasına, hatta bunun eğlenceli bir şey olmasına alışmıştır da, kocaman insanlar şaşkınlık içerisinde içleri ezilerek bakarlar bu duruma. Her şeyden önce bir mahkeme vardır bir kere ve der ki o mahkeme; çocuğu şu günlerde göreceksin, o günler dışında velâyet kimdeyse o kişi ile kalacaktır çocuk. Elbette bu maalesef tehlike yaratan ebeveynler ve çocukların durumu gözetilerek konulmuş bir maddedir, ama ne kadar iç acıtıcıdır değil mi? Canınızdan bir parçayı mahkeme kararıyla görüyor olmak! Anne ve baba aralarında anlaşsalar da istedikleri zaman  ‘hayır şimdi günü değil göremezsin’, ‘evet bugün görme günü görebilirsin’ kısmı iki taraf arasında çirkin bir hâl alır. Biz oğlumuzu mahkeme kurallarını aramızda uygulamayarak büyütmeyi tercih ettik. 
Çevre, okul, kısaca toplum sürekli olarak boşanmış aile çocuklarında bir şeyler arayıp  dururlar, belki de travmatiktir  birçok şey ama düşünmezler ki hiç bu travmatik duruma katkıları var mıdır diye...? 

Boşanmış çift ve çocuğun bahtsızlığı söz konusudur! Boşanmış kadın ve erkeğin  etrafında boşanmış çiftler olmak durumundadır, öyle olmamalı ama öyledir bu toplumda! Evli ve çocuklu çiftler diğer evli ve çocuklu çiftlerle arkadaşlık ederler, bir araya gelirler, programlar yaparlar. Dolayısıyla boşanmış çiftlerin çocuklarının diğer çocuklarla bir araya gelmesi de bunlara bağlıdır. Elbette nezaket gösterilir, çocukların doğum günü partilerine çağrılır, okul kahvaltılarına vb. davet edilirsiniz  ama sadece bir nezakettir bu. İçlerine alınmazsınız hiçbir şekilde. Sonra o okulda tanışan aileler bir arada tatil de yaparlar yemek de yerler başka şeyler de, ama siz eşi olmayan bir kadın ya da erkek olarak o tür ortamlara asla dahil olamazsınız. Bilmem ki nedendir,  belki de eşleri ayartma düşüncesi geçiyordur evli çiftlerin içinden.. Kim bilir...? Çok mu ileri gittim, bağışlayın ama insanın aklına gelmiyor değil! 

Söz ettiğim ailelerin arasında olmamak benim için önem arz etmiyor, çoğu beyaz yakalı olan bu ailelerle çok da iyi anlaştığımı söyleyemeyeceğim. Ama çocuk bir yerden sosyal hayatını kurmak istiyor haklı olarak. Hele bizim gibi çocuğunuz 22 aylıkken boşanmışsanız tüm bunlar çok daha önemli hale geliyor. 
12 sene önce boşanmış biri olarak, bu süreç içerisinde sadece 3 aile tarafından oğlumla yemeğe davet edildik belki birkaç ortama daha. 
Kendi cinsim için şunu söyleyebilirim ki, siz boşanmış ve karşı taraf evli olduğunda arkadaşlarınız size hep mesafeli durur, sır vermez, hayatın resmi  prosedürü neyse ona uygun  ve nezaket içerisinde davranırlar. Sonra birgün bir şey oluverir, hayat bu ya.. Boşanıverirler. Birdenbire size dahil etmek isterler  kendilerini. Ahh! o el üstünde tuttuğu eşlerinin  dedikodusundan tut da, gayet mesafeli ve ahlâk bekçisi kesildikleri her konuda kendi hayatları başka bir şekle bürünür.. Yapmam dedikleri her şeyi yapmaya, olmaz dedikleri her şeyin olur hâli girer devreye.. 

İnsan, hayatı boyunca kendine özgür bir ahlâk üretir der ‘Camus’. Özgür ahlâk nedir? Evlilik sözkonusuysa; evliyken ve boşandıktan sonra şekil değiştiren bir ahlâk mıdır bu mesela?
Acaba eşler yıllar ve yıllarca o eş ile aynı yastığa baş koyarken hayatlarını neyin üzerine kurduklarını düşündüler mi bilmem ki? Çocuklarının okul taksitleri, gelecekleri, araba taksitleri, ev taksitleri,  beş yıldızlı otel tatilleri, kayak tatilleri, Moldovya’lı yardımcılarının dolar maaşı... Bilmem ki düşündüler mi? Sonra bilmem ki tüm bu düşünceler arasında biz neden sevişemiyoruz, sevişmiyoruz ya da çok kötü sevişiyoruz diye düşündüler mi? Onların çocukları çok sağlıklı, mutlu, başarılı ve çalışkan değil mi? Yürüyebilen güçlü bir sistem sağlık ve mutluluk belirtisi değil mi? Bence insan; mutlu olmalıyım, evet çok mutluyum üzerine hayatını kurduğu sürece hep mutsuz olacak..! Sistemin bir dayatması değil mi bu mutluluk? Elbette ölüm karşısında yas tutacağım, elbette saçmalayacağım, elbette saçma sapan şeyler yaşayacağım. Elbette bir âşk sonrasında mahvolacağım... Neden hayatın içerisinde olan her şeyin üstesinden gelmek zorunda ki insan? Zorunda mı? Dibine kadar yaşanması gereken ağır  bir duygunun içinden neden zaferle çıkmak zorunda? Zorunda mı?

Neden o boşanmış ailenin çocuğuna parçalanmış aile çocuğu diye bir tanım yüklenir? Hangimiz parçalanmış bir hayatın mahkûmu değiliz? Konfor neleri aldı elimizden ve karşılığında neler verdi? Samimi olarak artık duymaya tahammül edemediğim üç kelime var! Şeref, namus ve onur... Bu kadar çok gündeme geldikçe daha da çok şüphe etmekteyim. İnsan kendi kibrinden kurtulmaya çalışırken aslında nasıl da daha çok kibre sımsıkı sarılıyor.

Benim günahlarım var ve pirüpak değilim! 
Günahlarıma ihtiyacım var!
Zannederim utanmayı biliyorum. Onu da şuradan bildiğimi zannediyorum; yüzüm kızarıyor. Kızarabiliyor. Hani yeryüzünde utandığında yüzü kızaran tek canlı insandır ya ben de kendime pay biçiyorum işte..
Boşanmış ailelerin çocuklarına ezik gözlerle bakmayın! 
Hatta birçok şeye ezik ve iğrenik  gözlerle bakmayın, bakmayalım!
Ama insan işte... 
Şükür halimize deyip  insanın cefasından sefa çıkarmak ayıp bir şeydir!
İnanın öyledir...

Not: İstisnalar kaideyi bozmaz. Elbette öyledir bozmaz, ama geçiniz!

26.11.2018

Arzu Bursa

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Kartal 5 ay önce

Eeee ne oldu... Bu yazı hayatıma ne katkı sundu? Evet boşanma önemli bir olay ve çocuklar açısından çok acı, kimsenin başına gelmesin, ancak bu yazı bu sorunu çözdü mü; tabiki hayır...

Avatar
X 4 ay önce

Başka işinmi yok. Allah senin işini rast getirsin.