banner62

Yaşadığımız yüzyıl da, bir yandan devlet´lerin varlığı (gerekliliği) tartışılırken, diğer yandan insanlık Eflatun´un teorisine mahkum olmaya devam ediyor. .

Platon´a göre, ´´Devlet birlikte yaşama zorunlulugundan doğar.´´

 

Ünlü düşünür Konfüçyus bir gün mezarlıktan geçerken, ağlıyan bir kadın görür ve neden ağladığını sorar, Kadın: Kaplanlar bir oğlumu daha parçaladı. Konficyus: Neden bu bölgeyi terk etmiyorsun.? Kadın: Çünkü burası iyi yönetiliyor. Ünlü düşünürün bu olaydan elde ettiği öğreti önemliydi. ´´Demekki kötü yönetimler vahşi kaplanlardan daha kötüdür.´´

Yaşam bir Eğitim sürecidir, birey yaşamın sunduğu tecrübeleri değerlendirebildiği oran da ilerleyişini sürdürmeye devam ediyor.

Almanya´ya ilk geldiğim yıllar da, bir sosyal yardım kurumuna gitmiştim, kurumdaki yetkili sağlıklı bir iletişim kurabilmem ve söyleneni daha iyi anlıyabilmem için, beni başka bir kuruma göndereceğini söyledi.. Bir devlet kurumunun bu ilgisi,Türkiye´de ikinci sınıf olarak yaşama alışkanlığı nedeniyle, Alman devletinin doğal görevi karşısın da bende tuhaf bir şaşkınlık yaratmıştı. Yetkili göndereceği kurumu hangi dili iyi konuşuyorsam ona göre belirlemek için hangi dilde hizmet istersiniz diye sordu, bende espiri olsun diye hafif bir gülümseme ile Zazaki dedim. Nasılsa yoktur diyerek beklerken, yetkili tamam sizi Zazaki hizmet için k.g isimli arkadaşa gönderiyorum dedi, evet bu bir gerçekti üç bin km uzakta bir devlet kendi sınırları içerisine son 50, 60 yılda göç etmiş 300.400 bin Zaza için anadillerin de hizmet veriyordu. Oysa atalarımın bin yıllardır yaşadığı topraklar da birlikte yaşadığımız ve sözde hepimize ait olduğu iddia edilen, devamın da hatta kardeş olduğumuz sıkça dile getirilen topraklar da, bu soru bana hiç sorulmamıştı,ki sorulması bile utanç verici iken...

 

Bir evin güzelliği verdiği huzur da sakllıdır, yaşadığınız ev huzur veriyorsa ömrünüzün sonuna kadar o evde yaşamak istersiniz, bu nedenle onu korur ve sahiplenirsiniz. Devletler de tıpkı ev gibidirler, huzur verdikçe, beklentilerinizi karşıladıkça, sahiplenir ve daim olmasını istersiniz. Bir Zaza için Türkiye ne gibi huzur verebilir..?

Özellikle aynı evi paylaşan öğrenciler, bir evde ortak yaşamın ne ifade ettiğini çok iyi bilirler. Bir kaç arkadaşınızla aynı evi paylaştığınızı düşünün, yapılacak işlerin dağılımı, kullanılacak malzemelerin eşit şekilde kullanımı, hepsi eşit ve her bireyin tatmin olacağı oran da değilmidir. Bir arkadaşınız, bütün malzemeyi tek başına kullandığın da, iş dağılımında kendisine düşen görevi yerine getirmediğin de itiraz etmezmisiniz..? kuşkusuz hiç kimse bu haksızlığa uzun süre  tahammül edemez.. Devletin resmi tezlerinde nasıl ifade ediliyor, Türkü, Kürdü, Zazası vs.. bu ülkeyi birlikte kurduk, bu vatan hepimizin. Şimdi bir kaç arkadaşla aynı evi paylaşma fikrini, aynı toprak parçasını (vatanı) paylaşan halklara uyarlıyalım, sonuç vatandaki bütün malzemeleri tek başına kullanan Türk ve  görev dağılım da kaytaran Türk milliyetçiliğidir. Her  dürüsüt insan bunu görebilmeli ve bir asırdır yapılan bu haksızlığa karşı itiraz etmelidir.  

 

´´Dersim den Sivereğe uzanan bereketli ata topraklarım, bir asırdır tek zümreye hizmet eden, bir zihniyet tarafından yönetilmektedir.´´

Bu cümlelerim, yaşamı boyunca baskı ve korkuyu yaşamış pes etme noktasına gelmiş bir neslin torunlarından herhangi bir Zaza´ya uzak ve yabancı gelebilir. Peki bu duruma nasıl gelindi,? Bir nesil, katliam, sürgün ve şiddetli bir yok etme politikasına mahruz kaldı. Arkasından gelen nesile, yaşadıkları acıları yaşamasınlar diye, korku ve suskunluğu öğrettiler,. Korku ve suskunluk içerisinde yetişen nesil, Devletin okulların da itaat etmeyi öğrendiler. Itaat etmeyi sürdüren nesil sonrası gelen nesil ise gönüllü ittaat eden ve gönüllü asimile olmayı öğrendi. Bugün gönüllü asimile olma sürecinde olan milyonlarca Zaza ile karşı karşıyayız. Kimisi atalarının Osmanlı olduğunu iddia ederken, kimiside atalarını ta orta Asya´dan seçiyor, bir kesimde kısa keserek, kemalist olmak ile yetiniyor. Zazaların çocukları bir asırdır, hergün varlığını Türk varlıgına armağan ederek, Türklük şuuru ile kökleri ile olan bağı koparılmak istendi, istenmeye devam ediyor..

Hatta bu cümleleri okuyan gönüllü asimile olmaya başlamış bir Zaza, bir Türk´den daha önce bana vatan haini bile diyebilir. Onlara kızmamalıyız, baskı ve katliam yaşamış toplumlar da bu tür evrilmeler olması doğal bir durumdur.

Bizlere düşen, binyılların acı ve sevinci ile yoğrulmuş bu kadim halkın bireylerine, dilini, kültürünü, kimliğini yok olma noktasına getiren bu Devlete bakarken şu soruyu sorabilmelerini sağlamaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.