banner62

Darbenin Siyasi Ayakları

Büyük feveranlarla gündeme getirdiği her konuya kanıp: “Tamamdır bu kez kesin elinde kapı gibi sağlam belgeler var ve kesinlikle bu kez hükümeti köşeye sıkıştıracak.” diye düşünürken her defasında kocaman bir “HİÇ”le baş başa kalıyorum.

Her ne kadar; şekl-i siyasetini ve dahi muhalefetini ve de partiye baş olma şeklini de düşünerek; bulunduğu halet-i ruhiye ve şerait dâhilinde vaziyetini mütalaa etsem de, daha gün batmadan sözünün hilafına çark-ı felek misali deveran edince külliyen sukut-ı hayale uğruyorum.

Mevzu bahis zat-ı muhteremin Reis-i Hizb-i CHP olduğunu kesin anlamışsınızdır herhalde, galiba…

Sayın Kılıçdaroğlu, 15 Temmuz darbe girişiminin siyasi ayağının ortaya çıkarılmasını istiyor.

İster. Kim istemez ki? İstemeyen su katılmamış haindir, ihanet içindedir.

Sadece siyasi ayağı mı? Kokmuş ne kadar ayak varsa hepsinin ortaya çıkarılması lazım: içtimai, iktisadi, siyasi, medya, hatta sosyal medya…

Sırf bunun için bile olsa -Kılıçdaroğlu’nun samimi olduğuna inansam- hemen gidip CHP’ye üye olasım geliyor. Lakin bilinçaltımdaki malumat bana böyle bir samimiyet hissi vermiyor.

15 Temmuz gecesinin bir yarısında halk tanklara, toplara, tüfeklere hatta hatta uçaklara, karşı yürürken Kılıçdaroğlu’nun ayakları onu en kısa yoldan 3B (Bakırköy Belediye Başkanı)’nin evine yürütmüştü. 

Üstelik daha önceleri, ortalıkta darbe marbe yokken, “Bir darbe olursa tankın önüne önce ben atlarım.” demişti ya, buna da saf saf inanmıştım da ona yanarım.

Kaderin cilvesi bu ya darbe gecesi 3B yolunda önüne atlamak için bir tank bile bulamamış KILIÇDAROĞLU(!) Kader bu işte, insanı böyle imtihandan imtihana sokar. Herkes tankların altında ezilirken o kadar tanktan bir tanesi ona nasip olmamıştı(!)

Şimdi; hem ayaklarına hem sözüne sahip çıkamayan bir siyasetçinin partisine nasıl üye olayım diye kara kara düşünüyorum. Kendi ayaklarına sahip çıkamayanın başka siyasi ayakları ortaya çıkarma isteği inandırıcı olur mu HİÇ?!..

Kılıçdaroğlu’nun böyle hararetle siyasi ayaklara kapanması bilinçaltından gayr-i ihtiyari fışkıran suçluluk psikolojisinin belirtileri olmasın sakın?

Yoksa; Elinde, darbenin siyasi ayaklarının listesi mi var? Varsa, ortalığı karıştırmak yerine, neden açıklamıyor ya da yetkili kurumlara veya Darbeyi Araştırma Komisyonuna teslim etmiyor.

Bu, “Ayakları gösterip başları kurtarma operasyonun başka bir çeşidi mi?” gibi sorular ister istemez insanın merakını celbediyor haliyle.

Suçüstü yakalanmış, mahkemeye çıkarılmış, itirafları havada uçuşan başların yargılanması için, hükümete olmasa bile, yargıya destek vermek yerine olayı masum bir çaycı, çöpçü, bakkal, manav… davası olarak basitleştiren Kılıçdaroğlu’na: “Madem bu olay bu kadar basit ise neden siyasi ayağı arar durusun?” diye sormak lazım gelmez mi acaba?

Merak etmemek ve doğrusu acaba bu siyasi ayakların içinde kendi ayakları da var mı? Diye huylanmamak elde değil. Gel de hislerine sahip çıkabil de huylanma!

Yoksa bu ayakların kendisine doğru yürümesinden mi korkar?!

Başlar yargılanırken ayakları gündeme getirmek samimiyetsizlik değil ise kesinlikle manipülasyondur NOKTA.

Mübarek, darbenin siyasi ayağından bahsederken sanki sacayağından bahsediyor. Kılıçdaroğlu bilir mi, bilmem ama herkes bilir ki sacın üçayağı var. Ayaklardan biri olmazsa sac düşer.

Bu davanın ise iki temel ayağı var: İÇ AYAK, DIŞ AYAK.

İç ayağı hal etmek daha kolaydır. Önemli ve öncelikli olan da budur.  Gücünüz yeterse dış ayağını da kırarsınız. Ama biri olmayınca dava düşecek diye bir durum da yok. Ve bu her iki ayağın ahtapot misali kolları var. Başını kopardınız mı ayakların takati kendiliğinden kesilir. Böyle durumlarda; başı, her zaman elinde silah olanlar çeker. Zaten onların da kahir ekseriyeti derdest edilip, bir daha gün yüzü görmeyecek şekilde, demir parmaklıklar arkasına konulmuş.

Siz rahat olun Sn. Kılıçdaroğlu, gölge etmeyin yeter! Gün gelir siyasi ayaklar da ortaya çıkarılır ve çatır çatır kırılır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.