Engelliler haftasını geride bıraktık. Her yıl 10-16 Mayıs tarihlerinden çeşitli etkinliklerle kutlanan engelliler haftasında ilçemizde de birçok etkinlik düzenlendi. Buna rağmen bu hafta ile ilgili duyarlılıkların toplumsallaşamadığını, marjinal kaldığını üzülerek gözlemledik. Ateş düştüğü yeri yakar babından daha çok bu konu ile ilgili kendisi veya ailesinde engelli bulunan kişi ve bununla ilgili doğrudan hizmet üreten kurumlarla sınırlı kaldı.

 Bu hafta dolayısıyla birkaç etkinliğe katıldım. Engelli kardeşlerimiz ve çocuklarımızla bu vesile ile bir araya geldik. Acı tatlı enstantaneler yaşadık. İz bırakan hüzünlü sitemler dinledik. Örneğin bir kardeşimizin şu sözleri can yakıcıydı;

-Sokakta, caddede belki de sizin hiç dikkat etmeden her gün onlarcasını geçtiğiniz 25 cm yüksekliğindeki bir kaldırım veya tümsek bizim için önünde dakikalarca beklediğimiz bir kâbusa dönüşüveriyor. Sırf bunu yaşamamak için günlerce evden çıkmadığım oluyordu eskiden.

Toplumsal duyarlılığımızı özetleyen ifadeler. Caddelerimiz, sokaklarımız, cami ve okullarımız engelli duyarlılığı ile tasarlanmamış. Park ve bahçelerimizde engellilerimize yer yok! Günlük yaşamımızı onlar yokmuş gibi sürdürüyoruz.  

 Uzun yıllar görme engelli olan halam la beraber aynı evde yaşadım. Muhteşem biriydi halam. Örneğin yasin, nebe, rahman surelerini ve veduhadan aşağısını ben ve kardeşlerime verdiği küçük hediyelerle bizlere okutarak ezberlemeyi başarmıştı. Temel matematik bilgimi mimarı halamdı. Daha ilkokula başlamadan ikişer, üçer, dörder, beşer vs. ritmik saymayı yapabildiğimi hatırlıyorum. Televizyonun olmadığı uzun kış gecelerinde zor matematik problemlerini çözmek için kardeşlerimle yarıştığımı ve hakemliğimizi görme özürlü olan halamın yaptığını biliyorum.

Herkesin sesinden tanırdı. Sokak kapısını çarpma biçimimizden, yürüyüşümüze kadar her birimizi kodlamıştı zihnine. Adeta seslerle görüyordu. Evin her detayını iyi biliyordu. Hiç birimizin yardımına ihtiyaç duymadan tüm günlük işlerini tek başına yapabiliyordu.

Seher vakitlerinde hep onun mırıldandığı dualarla sabahları karşılardık. Evimizin bereketiydi. Bilgeliği, sabrı, sebatı, hoşgörüsü ve merhameti hep yol gösterici ve koruyucu olmuştu bizler için. En kasvetli, en zor ailevi problemlerde, herkesin telaş, anlık öfkelerin tatlı zehirli sularında çırpındığı anlarda onun bilgeliği devreye girer, psikolojik düğümleri tek tek çözerdi.

Feodal toplum kültürünün birçok olumsuzluğu yanında iyi yanları da vardır. Büyük aile kültürü bireylere hem bir sahiplenme ve hem de bir toplumsal terbiye ve denetim mekanizmasını etkin bir şekilde yaşamsallaştırıyordu. Formal hukukun ve yasaların üstünde bir yaptırım gücüne sahipti feodal örf ve gelenek. Bu bağlamda tüm engellilerimiz bir biçimiyle ailenin onuru ve saygınlığı için sahiplenilir, el aleme muhtaç edilmezdi.

Tüm engellilerimiz bir biçimiyle hayatı idame ettirebileceği bir düzen kurardı kendi hayatı için. Özellikle amalarımızı hafız yapma gibi mucizevi toplumsal yapımızdan gelen gücümüz vardı. Hafız Kadri, Hafız Mehmetşah gibi nice hafız ve mevlithanlar çıkarmışız. Bedensel engelli okumuşlarımızın sayısı az değildir. Tabi Hanifi Balaban, ressam seyit Ahmet gibi dehaları da heba ettiklerimizin de sayısının az olmadığını belirtmek gerekir. (Bir gün hikayelerini yazma umuduyla..) 

Feodal toplumsal yapının çözülmesinin yaşandığı bu geçiş sürecinde, toplumun kültürel kodlarının yeniden tanımlandığı, mahalle ve toprağa bağlı ilişkinin yerini kent ve endüstriyel üretim ilişkilerine terk ettiği bu süreçte, çok daha üst bir düzlemde yer alan, engellilik gibi alanlara dönük toplumsal norm ve duyarlılıklar ile ilgili henüz yeni sosyokültürel kodlar tanımlanamamıştır.

Engellilerimizin en merkezi sorunu, yaşanan değişim sürecinde toplumsal engelliliğimizin neden olduğu oturmamış sosyal farkındalık ve bilincimizdeki kadüklük, yetersizlik veya zayıflıktır. Maalesef bu durumda engellilerimiz çoğu zaman katı kalpli bir insanın kişiliğini gösteren devlet dışında sığınacağı, medet umacağı başka adres kalmıyor.

Tüm bunlara rağmen engellilerimize dönük yasal düzenlemeler ve devletin sunduğu imkânlar dünya ortalamasının üzerinde olması tek tesellimiz. Az da olsa zorunlu engelli istihdam kotası, ücretsiz sağlık hizmetleri, %40 engellilik üzerindekiler maaş bağlanması, durumu ağır olan, bakıma muhtaç olanlara refakatçi, bakıcı ücreti ödenmesi gibi uygulamalar engellilerimize ve onlarla hayatı paylaşan ailelerine bir nebze de olsa destek ve sahiplenme sağlamıştır.

Engellilerimizi toplumsal bir emanetimiz olarak görme bilincimizi geliştirdiğimiz oranda, yaşamın tüm renklerine onları katabildiğimiz oranda toplumsal engellilik durumumuz rehabilite olacaktır vesselam.             

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.