İran istediği kadar İslam vahdetinden bahsetsin; Sünniler taassupçuluktan vazgeçmedikçe, Arap liderler ABD ve İsrail’le ilişkilerini kesmedikçe bu vahdeti gerçekleştiremez.

S.Arabistan’daki hâkim zihniyetin vahdet diye bir derdinin olması bir yana Şia’yı İslam’dan bile saymıyor. İran devriminden sonra karşı cephede yer alarak da safını belirtmişti. O gün bu gündür iki ülke arasındaki buzlar erimedi.

Durum böyle olunca Erdoğan’ın başarma şansı İran’a göre daha fazladır.

Çünkü; lideri olduğu ülkenin Araplar nezdinde saygın bir imparatorluk geçmişinin olması,  hükümetin siyasi ve ideolojik duruşu, Türkiye’nin farklı siyasi yapısı, İran ve Arabistan’a göre daha tarafsız durabilmesi, Arap halkları arasında son zamanlarda sağlamış olduğu prestij ve daha başka nedenlerle Erdoğan ve liderliğindeki Türkiye’nin konuyla ilgili başarı şansını yükseltiyor.

Bu durumu “Kim ki benim mezhebim senin mezhebinden daha üstündür diyorsa İslam’a zarar verir. Biz böyle bir ayrımcılığın içine giremeyiz.” Diyerek pekiştiriyor.

Elbette ki Erdoğan’ın çağrısı tüm Müslümanların idealindeki bir temennidir. Ve bunu Erdoğan biliyor ve devreye giriyor.

Buna Erdoğan’ın İran’dan rol çalması denebilir mi, zannetmiyorum.

Fakat bir gerçek var ki: İran’ın yıllarca ilmi çalışmalarla yapamadığını Erdoğan siyasi olarak hem de meydanlarda dünyaya seslenerek yapıyor.

Bu Filistin konusunda da; İsrail konusunda da böyle oldu.

İran’ın İsrail’e karşı takındığı tutum, Filistin için verdiği mücadele, Erdoğan’ın iki saniyelik ve iki kelimelik “one minute”u kadar etkili olamadı, ne Müslümanlar arasında ne de dünyada.

Erdoğan’ın, daha etkili olması ve tepki çekmemesi, yönettiği ülkenin siyasi olarak aynı mahallede olmaması gibi bir avantajı var.

Bu: bir Kürd’ün Kürt sorunu var demesiyle bir Türk’ün Kürt sorunu var demesine benzer. Kürt dediği zaman bölücü; Türk dediği zaman acaba var mı(!) olur.

İran dini lideri Hameney: “Şii ve Sünni mezhepleri arasındaki savaş konusunu, İslam dünyasındaki Müslümanlara dayatmaya çalışıyorlar, böylece bu yolla da, Müslümanların bütün maddi ve manevi gücünü kontrol altına almak istiyorlar…” diyerek suçu başka yerlerde ararken. (14 Temmuz 2012) 

Erdoğan: “İslam dünyası şu anda Şia ve Sünnilik tehdidi altındadır.” Diyerek hem daha radikal hem mezhepler üstü hem de sorunun kaynağının dışarıda değil içeride olduğunu belirtiyor.

Yani kolaycılığa kaçmıyor. Ve her iki kesimi karşısına alma riskini ve cesaretini gösterebiliyor.

İran’ın siyasette başarılı olduğunu söylerler ama Erdoğan tek başına İran’dan bir adım önde.

İran’ın başaramadığını Erdoğan başarabilir mi?

Arapların meşhur bir atasözü vardır. “Araplar ancak ihtilafta ittifak ederler.” Yani: Araplar hiçbir konuda ittifak etmezler.

Böyle bir anlayışı yıkmadan bırak İslam birliğini, Arap birliğini sağlanmak bile çok zor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iyi niyetli çabaları umarım ki boşa gitmez. Bitti.

ikambali@hotmail.com

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.