Ey binlerce yıllık destansı tarihin imbiğinden süzüle süzüle bugüne kadar gelen peygamberler otağı!

Ey yerin zifiri karanlığından göğün nurlu aydınlığına açılan Kubbet-üs Sahra'nın nazlı beşiği!

Ey asaletin membaı, Mirac'ın vatanı, yüce gönüllerin onulmaz hasreti!

Ey yaralı yüreklerin, ağlayan gözlerin, göğe açılan nasırlı ellerin beklediği büyük şifa!

Ey güneşli güzel günleri arzulayan asırlık çınarların gözünde tüten aşkın ve inancın yüce diyarı! 

Ey Kudüs!

Ey Mescid-i Aksa!

Ey Kubbet-üs Sahra!

Ey Hacer-i Muallak!

Öyle mahzun bakmayın ne o olur. 

Biliyoruz ey  Aksa! Mihrabın kederli, duvarlarından gözyaşı damlıyor.

Görüyoruz ey Kudüs! Sokaklarında zulüm, göğünde kara bulutlar var.

Duyuyoruz ey Kubbet-üs Sahra! Kucağından yücelip gayba kanat çırpan o büyük öğretmenin yol arkadaşları nerede diyerek inliyorsun.

Evet, o güzel insanlar nerede? Aşkını bileğine katık ederek bakışlarını ufka dikmiş, her biri birer anıt gibi dik duran adanmış yürekler nerede? 

Sizin mirasınız bir avuç Filistinli gencin destansı duruşuna emanet. 

Sizin mirasınız bombalar altında can veren minik yavrulara emanet.

Sizin mirasınız düşmana bir mermi gibi giden  taşlara emanet.

Sizin mirasınız her biri bir cengavere gebe fedakar ve kahraman annelere amanet.

Sizin mirasınız Ahmet Yasin'lere, Rechal Corrie'lere emanet ki her biri can verdi sizin uğrunuza. 

Ey şımarık düşmanın korkak askerleri! 

Size asker demeye bin şahit gerek.

Asr Suresi'nin bir okunuşunun yaratacağı dalga kadar ömrünüz var. Yeter ki biz Asr'ı gereği üzre okumayı bilelim.

Bir Allah'u Ekber nidasının göğü titrettiği ana kadar ömrünüz var. Yeter ki biz bu nidanın anlamını kavrayalım. 

Aksa'ya bakarak gülüşen dünya çocuklarının ayaklarını yere vurduğu ana kadar ömrünüz var. Yeter ki biz yetiştirmeyi bilelim. 

Raflardan indirilen kitapların okunduğu ana kadar ömrünüz var. Yeter ki biz okumayı bilelim.  

İlim yuvalarında sönen mumları yaktığımız ana kadar ömrünüz var. Yeter ki biz yakmayı bilelim. 

Zafer şiirleri okuduğumuz ana kadar ömrünüz var. Yeter ki biz hissetmeyi bilelim. 

Hep birlikte kavuşma türküleri söylediğimiz ana kadar ömrünüz var. Yeter ki biz birbirimize gülen gözlerle bakmayı bilelim.

Ey necis elleriyle durmadan salya akıtarak saldıran düşman! Şunu iyi bil ki bir gün o güzel insanlar o güzel atlara binip geri gelecek. Yeter ki biz şu ayetin muhatabı olmaya azmedelim:

"Ey İnananlar! Aranızda dininden kim dönerse bilsin ki, Allah, sevdiği ve onların O'nu sevdiği, inananlara karşı alçak gönüllü, inkarcılara karşı güçlü, Allah yolunda cihad eden, kınayıcının kınamasından korkmayan bir millet getirir. Bu, Allah'ın dilediğine verdiği bol nimetidir. Allah her şeyi kaplar ve bilir."

(Maide 54)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.