Önümüzdeki günlerde tüm okullar sırayla açılacak. 2016-2017 eğitim-öğretim yılına gireceğiz. Mahallesindeki okulu (belki de haklı olarak) beğenmeyen veliler, çocuğunu daha iyi bir okula yerleştirmenin yolunu arayacak. Torpil lazım tabii bunun için. Vatandaş ya çevresinde tanınan sözü okkalı birini bulacak veya bir adres uydurup çocuğunu istediği okula yerleştirecek.

Her yıl olduğu gibi veli-okul arasında, kangren haline gelen, kayıt parası tantanalarına umarım ki bu yıl tanık olmayız.

Ana sınıfında, 1’inci sınıfta “Bugün okullu olduk sınıfları doldurduk” şarkısını söyleyen cıvıl cıvıl çocukları göreceğiz.

Bazıları; lisedeki, üniversitedeki ağabeylerinin halini daha ilk günden görür gibi ağlayacak, bazıları; güle oynaya başlayacak.

Okul bahçelerinde, sınıflarda nöbet tutacak kimi anneler. Galiba; “Nasıl başlarsan öyle gider” sözünün gücünü gösterdiği haldir bu!..

Eyvahım bunlara değil, bundan sonrasınadır. Sanırım siz de hak vereceksiniz!..

Lise 1’e başlayanlar da hala cıvıl cıvıldır, hiçbir pisliğe bulaşmamış, tertemiz saf duygulara sahiptirler.

Lise aşkı, aşk uğruna kavga nedir bilmezler. Ama birde bakarsın fırtınalar sarmış duygularını aşk adına, arkadaş adına kiminde bıçak, kiminde pala, kiminde satır…

kiminin de uyuşturucu kurbanı olduğunu görürsün belki! İşte ağlamaların, sızlamaların bittiği; veliler için eyvahların çekilmeye başladığı dönemdir bu.

Henüz hayatlarının ilkbaharında hazan mevsimine girecekler. Okul çevresinde dolaşan uyuşturucu tellallarının ağına düşecek belki bazı ana kuzuları...

Hayatlarının baharında hazan mevsimini yaşayacaklar. Ne tesadüf okulların hep hazan mevsiminde açılması... Sararan, dökülen yapraklara eşlik edecek gencecik yavrular.

Acı ama gerçek bu.

Umarız ki, hiç arzu edilmeyen bu tuzaklara hiçbir yavrumuz düşmez.

Hazan mevsiminde fırtınalara direnip dökülmeden liseyi bitirenlerden üniversiteye başlayanlar olacak. Liseli arkadaşlarına karşı “bir üst sınıf vatandaş” olma avantajını yakalayanların, kendilerini ideolojik grupların içinde bulacakları yerdir aslında burası.

Tek başına kalınmaz, döverler… ilim irfan yuvası, üniversite bu!

Birileri kendi safına çekmeye çalışacak. Kamplara ayıracaklar saf temiz beyinleri. Kendi emelleri doğrultusunda kullanacaklar. Ya onlardan olacaklar yahut karşı taraftan.

Özgür yaşamalarına müdahale edilecek daha ilk günden. Karanlık eller belirleyecek geleceklerini. Kendi amaçları için birbirine kırdıracaklar gencecik istikballeri.

Dişinden, tırnağından biriktirip çocukları okusunlar, adam olsunlar diye yürekleri ağzında dört gözle bekleyen bazı velilerin dünyası kararacak belki!

Medyaya yine haber çıkacak. Manşetlerde yine üniversitelilerin kavgasını okuyacağız.

Bildik: öğrenci-hoca; öğrenci-polis manzaralarını göreceğiz üniversite kapılarında, polis karakollarında, mahkeme koridorlarında…

Özgür eğitime, özgür üniversiteye, özgür bireye, özgür iradeye yerin olmadığı yer burası.

Bütün bu badireleri atlattıktan sonra bir şekilde eğitimini tamamlamış elinde diploması, asgari ücrete bile razı, kapı kapı iş arayanlara da bir eyvah çekmeyi unutacak değiliz herhalde!..

Eyvah ki ne eyvah!..

Ey Muallimler!

Teksas’taki öğretmenler gibi yarın sizde kendinizi korumak için silah taşımak zorunda kalmak istemiyorsanız size pırıl pırıl teslim ettiğimiz çocuklara sahip çıkın. LÜTFEN!

Hani hem eğitim hem öğretim diyoruz ya o bakımdan...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.