Irk : insan türü içinde, kalıtsal farklılıklara göre ayırt edilen ya da sınıflandırılan biyolojik gruplar. Böyle açıklıyor sözlükler ırk kavramını. Bu ve diğer bazı tanımlamaları, bazı toplumlarda insanlar, bir inanç olarak kabul etmeseler de, kendilerinin deri rengine, yaşadıkları coğrafi sınırlara, konuştukları dile veya çalışma neticesinde edindikleri bazı hasletlere göre değerlendirip farklı ırklardan türemiş oldukları şeklinde benimsediler.

Bazı bilimsel çalışmalar, insanın biyolojik köken olarak aynı türden geldiğini açıklamakla birlikte dimaği gelişmişlik açısından “bir ırkın diğerinden üstün olduğu” tezini de savunarak sosyolojik alanda toplumların birbirine düşmanca davranmasına zemin hazırladılar.

Sosyolojik yansıması böyle olunca; politikacılar da mal bulmuş mağribi gibi, ırk kavramını ideolojik zeminde savunarak üstünlük duygusunu, değişik platformlarda bir anlayış olarak, toplumlara aşılayıp iktidara gelme aracı olarak kullandılar.

Bazı politikacılar ile ideologlar ise, şeytani amaçlarına ulaşmak için; İblis’i aratmayacak politikalarla çerçevesini alabildiğince genişlettikleri bu anlayışla ve icat ettikleri çelişkilerle kendilerini, insanlar arasına fitne ve fesat sokmaya adadılar ileri sürdükleri fikirlerle.

Bu fikirlerle bazen sosyal sınıflar arasındaki farkı bazen de; eşitliği gündeme getirerek ya “bir sınıfın iktidar olması” tezini ya da; demokrasi gibi ucube bir kavramı savunarak toplumsal barışın bozulmasını; erkek – dişi arasındaki cinsiyet ayırımını veya eşitliğini bahane ederek aile huzurunun ve yapısının bozulmasına önayak oldular. Ve aynı dine mensup insanların görüşlerini benimsedikleri mezhepler arasındaki doğal farklılığı bile kışkırtarak, yarattıkları muteasıb bir kitleyle, inanç dünyasında onulmaz bir yara açtı bu anlayış.

Elbette ki bu anlayışın mensupları, sadece var olan çelişkilerden, anlaşmazlıklardan yararlanmakla kalmıyorlar, insanın nefsine hoş gelebilecek söylemlerle yeni çelişkiler yaratmayı; sahneye yeni senaryolar koymayı sürdürecekler...

Çı-lık yapım ekleriyle donatılan ırk kavramı alt başlıklarıyla birlikte, bir toplumun diğerinden farklı olduğu, üstün olduğu savıyla en iyi pratize edilen kavram oldu insanlık tarihinde. Bu pratize ediliş toplumlar arasına kin, nefret ve düşmanlık tohumlarını ekerek bitmek bilmeyen savaşlara neden oldu.

Bir toplumun, kabilenin kendini diğerlerinden üstün görmesi; diğer toplum veya toplumlara tahakküm etme hakkına sahip olduğu inancını doğuruyordu. Bu inanç sadece tahakkümü değil, beraberinde reddi, inkarı ve başkalarına yaşama hakkını tanımamayı da getiriyordu. Hal böyle olunca, uluslararası çıkarlarla beslenen nefret dolu karşı savunmalar ve savaşlar kaçınılmaz oldu.

Bir sorun olarak gündemimizi işgal eden ve edecek olan ırkçılığın kökenine indiğimizde, ideolojik olarak sonradan kavramlaştırılmış olsa da, ilk insanın yaratıldığı günden itibaren ortaya çıktığını görürüz.

Allah’ın (c.c), Ademi yarattığı gün İblis’in, kendisinin ayrıcalıklı bir özelliğe sahip ateşten (başka ırktan); Adem’in ise çamurdan olduğunu söyleyerek secde etmeyi ret; Adem’i de inkar ederek yaptığı çıkışla kıyamete kadar sürecek olan bu sorunun temellerini atmıştı.(1)

İblis’in ayrı ırktan olduğu savı bile ona secde etmeme ayrıcalığına sahip olduğu hakkını vermezken aynı biyolojik kökenden gelen insanın türlü bahanelerle birbirine üstünlük taslaması, birbirini aşağılaması aslında İlahi vahyi ve ahiretteki hesap gününü önemsememenin ve İblisin itirazının çok üzerinde kibir ve nefsi arzuların hakim olduğu bir duygu atmosferini gösteriyor.(2)

Halbuki İlahi Vahiy, ayrıcalığın, üstünlüğün; ancak takva ile olacağını; (3) cinlerin ve insanların Allah’a ibadet/kulluk etsinler diye yaratıldığını söylüyor. (4)

1- A’râf: 12- Allah: "Sana emrettiğim halde secde etmene ne engel oldu." dedi. "Ben ondan hayırlıyım, beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan." dedi.

2- Kassas: 83- “İşte âhiret yurdu. Biz onu yeryüzünde kibir ve fesat arzusu bulunmayanlara veririz. Âkibet, müttakilerindir.”

3- Hucurat: 13- “...Haberiniz olsun ki, Allah katında en şerefliniz, en takvalınızdır. Muhakkak ki, Allah, bilendir, her şeyden haberdardır...”

4- Zâriyât: 56 – “Ben cinleri ve insanları ancak Bana kulluk etsinler diye yarattım.”

 

 

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.