İblis’in diretmesi sonucu lanetlenmesi ve kendine yeni bir yol çizmesi ve bu yolda gidecek taraftarlar bulması, insanı iki seçenekle karşı karşıya bıraktı: İlahi yol ve Şeytani yol.

Bu durumda iki inanç sistemiyle karşı karşıya olan insan, Ya; Allah’ın bütün insanları bir erkek ve bir dişiden yarattığına inanıp tek nesepten geldiğini; daha sonradan kabilelere, milletlere ayrıldığını kabul ederek üstünlüğü sadece Allah’a yakınlık derecesine göre değerlendirerek çı-lık, izm eklerini alan iblisi düşüncelere yüz çevirerek yoluna devam etmesi gerekir (5) ya da; İblis’in yolunu kabul ederek toplumların, farklı coğrafyalarda farklı ırk, renk ve dillerde, yerden ot bitter gibi, türediklerine inanarak iblis’in takipçisi olacaktır.

İkinci şıkı tercih edeceklere söylenecek söz yok. Ancak, birinci şıkı tercih edenlerin aşması gereken bazı sorunlar var. Ki bu sorunlar, konumuz çerçevesinde, İlahi yol ile Şeytani yolu ayırmanın ve tarih boyunca insanların birlikte yaşamanın önünde önemli engeller teşkil etmiştir.

Temelinde kendini üstün görme kompleksinin; ret ve inkâr üzerine kurulu bir ideoloji anlayışının yattığı bu sorunların aşılması için önce; kalpler ve beyinler kökeni iblisi düşünceye dayanan ırkçılık, milliyetçilik vb. kavramlardan arındırılmalı sonra; cahiliye kültürün empoze ettiği soy, kabile, dil ve sosyal sınıf çatışmasından; sınırları şeytani emperyalist güçler tarafından çizilmiş topraklar üzerinde zalim kukla rejimlerin hüküm sürdüğü coğrafi sınırların kutsanmışlık etkisinden; tarihi ve toplumsal bağların vermiş olduğu hamasi duygulardan kurtulup hangi toplumun, dilin, sınıfın mensubu olursa olsun ilahi inancın üstünlüğünü kabul eden birey ve toplumlarla bir araya gelme özverisi gösterilmeli ki, İlahi Vahyin öngördüğü kardeşliğin sosyal alanda yeniden tesisi sağlanabilsin.

Bunun sağlanabilmesinin olmazsa olmaz şartı ise İlahi Vahye kulak vermektir. Aksi halde İbilis’e ve onun dostlarına hizmet etmekten kendini kurtaramayacaktır insanlar. Çünkü; Allah (c.c), kendisine inananların kardeş olduğunu söylüyor, aynı soydan olanların değil. (6) Öyleyse insanlar hangi inanç grubu içinde yer alıyorlarsa o gruptakilerle kardeştir.

Eğer aynı soydan gelenlerin birliktelik oluşturmaları, kardeş olmaları, aynı davayı; aynı inancı paylaşıyor olmaları en önemli etken olmuş olsaydı hiçbir zaman ihtilafların savaşların olmaması gerekirdi. Aksine ilk çatışmalar, savaşlar hep aynı kavimler arasında olmuştur. Bunun örneklerini hem ideolojik devrimler esnasında karşı devrimler doğuran ideolojik anlaşmazlıklarda, hem de İslam’ı tebliğ için kendi kavimlerine gönderilen peygamberlerin mücadele hayatında görmekteyiz.

Öyle ki bu mücadelede yabancı kavimler, peygamberlerin yanında yer alırken birinci derecede akrabası olanlar -aynı inancın müminleri olmak veya tarafsız kalmak bir yana- çoğu zaman karşı cephede yer almışlardır. Hz. Nuh’un: “Oğlum benim ailemdendir.” (7) demesine Allah (c.c): “O senin ailenden değildir.”(8) buyurmuştur. Hz. Muhammed’in (S.A.V) mücadelesinde ise ilk büyük engeli amcası Ebu Leheb çıkarmıştır.(9)

Toplumsal değişimin söz konusu olduğu tarihin her safhasında benzeri örneklerle çokça karşılaşmak mümkündür. Öyleyse birliği sağlama yolunda asıl etkenin kan bağı olmadığının, aynı inanç etrafında bir araya gelmek olduğunun öncelikle kabul edilmesi gerekir. (10,11)

5- Hucurat: 13 - “Ey insanlar, Biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışanız diye sizi milletlere, kabilelere ayırdık....”

6- Hucurat : 10 - Müminler ancak kardeştirler, onun için iki kardeşinizin arasını düzeltin ve Allah'tan korkun ki, rahmete layık olasınız!

7- Hud : 45 - Nuh Rabbine dua edip dedi ki: "Ey Rabbim! Şüphesiz oğlum da ailemdendir. Senin vâdin ise elbette haktır. Sen hakimler hakimisin."

8- Hud: 46 - Allah buyurdu ki: Ey Nuh! O asla senin ailenden değildir. Çünkü onun yaptığı kötü bir iştir. O halde hakkında bilgin olmayan bir şeyi benden isteme! Ben sana cahillerden olmamanı tavsiye ederim.

9- Bak, Ebu Lebeh Suresi ve tefsiri

10- Tevbe:23 - Ey iman edenler! Eğer küfrü imana tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi (bile) veli edinmeyin. Sizden kim onları dost edinirse, işte onlar zalimlerin kendileridir.

11- Bakara: 124 - Şunu da hatırlayın ki, bir vakit Rabbi, İbrahim'i bir takım kelimelerle (emirlerle) imtihan etti. O, onları tamamlayınca Rabbi: "Ben seni bütün insanlara önder yapacağım." buyurdu. İbrahim: "Rabbim zürriyetimden de yap"dedi. Rabbi ise: "Zalimler Benim ahdime nail olamaz." buyurdu.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.