Tarih boyunca nice kavimlerin gelip geçtiğini, nice imparatorlukların yıkıldığını ve bunun tekrarının tarihin bir zorunluluğu ve kaçınılmaz gerçeği olduğu gün gibi ortadayken ne yazık ki insanlar hâlâ mevcut devletlerin, sınırların ilelebet kalıcılığına itikadi bir mesele gibi inanma; iradeleri dışında içinde doğup büyüdükleri kavmin ve konuştukları ana dilin en üstün, en saf, en arı-duru olduğuna kanma/inanma zavallılığına düşebilmektedir. 
İnsanın bu zavallılığını gidermek, tarihi ve istikbali gerçekleri hatırlatmak için Allah (c.c) şöyle buyuruyor: “Her ümmetin bir süresi vardır. Süreleri gelince ne bir an geri kalırlar, ne de öne geçerler.” (Araf:34) Ne yazık ki, insanın şovenist duyguları, bu gerçeklerin idrak edilmesine bazen engel olabilmektedir.
Günümüzde, istisnaları olmakla birlikte, mevcut devletler, kurulu oldukları topraklar üzerinde farklı dil, kültür ve kavimlere mensup muhtelif topluluklardan oluşmasına ve bu toplulukların devletlere karşı sorumluluk açısından aynı muâmeleye tabi tutulmalarına karşın, tek bir kavmin adını taşımaları ve şovenist bir yönetim biçimi göstermeleri sonucu yaşadıkları sıkıntılara ve maruz kaldıkları iç savaşlarla binlerce insanın kanının nasıl döküldüğüne hep birlikte şahit olmaktayız.
Elbette ki iç savaşlar, bir devletin bir kavmin adıyla kurulmuş olmasının tek etkeni değildir. Şayet hükümet eden iktidarların sahip oldukları ideolojik anlayış, toplumun tüm kesimlerine adil bir yönetim sunmuş olabilseydi, bu anlamda, belki egemen kavmin hakimiyetine karşı diğer kavimler bir antipati beslemeyebilirdi. Ama hem şeytani düşüncenin ürünü olan ırkçı iktidarların hem de adil olmayan yönetim biçimlerinin hüküm sürmesi, karşı nefret ve savaşları kaçınılmaz kılıyor.
Savaş aşamasına gelinceye kadar geçen süre içinde taraflar, bireyden başlayarak toplumun tümünü kapsayan karşılıklı küçük düşürücü, onur kırıcı davranışlarla destekledikleri kışkırtıcı propagandaları her alanda ve fırsatta insanların gündemine sokarak düşman cephelerin oluşmasını sağlarlar.
İşte asıl tefrika da bu davranışlarla gelişen hamasi duygular sonucu oluşur. 
İlahi yol ile şeytani yol ayırımında, ne acıdır ki, ilahi yolda olduğunu iddia eden bireyler de farkında olmadan ya mevcut devletin kutsallığına inandırılarak resmi ideolojinin yanında ya da; karşı tarafın anti propagandasına kanarak, bazen bu oyunun içinde, iblisi düşüncelerin yanında birer piyon olarak yer alabilmektedirler.
Oysa inanç noktasında her iki tarafın da bireylerin/taraftarlarının inancını tümüyle paylaştığını söylemek mümkün değildir.
Sonuç olarak: insan, yeryüzünde var olduğu sürece, türlü amaçlar uğruna yapılacak mücadelede, istese de istemese de, bir tarafta yer almak zorunda olacaktır. Ancak, İlahi yolu tercih edenin, şeytani tuzaklara düşmemesi, nefsi arzulara mahkûm olmaması ve taraf olacağı cepheyi iyi tespit edip imandan sonra fasıklığa düşmemesi için aşağıdaki ayetleri bir kere daha gözden geçirmesi gerekir. 
“Hep birlikte Allah'ın ipine (İslâm'a) sımsıkı yapışın; parçalanmayın. Allah'ın size olan nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman kişiler idiniz de O, gönüllerinizi birleştirmişti ve O'nun nimeti sayesinde kardeş kimseler olmuştunuz. Yine siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle açıklar ki doğru yolu bulasınız.”Âl-i İmran:103
“Ey iman edenler, bir topluluk bir toplulukla alay etmesin; belki de onlar kendilerinden daha hayırlı olurlar; bir takım kadınlar da diğer kadınlarla (alay etmesin), belki onlardan daha hayırlı olurlar. Bir de kendi kendinizi ayıplamayın ve kötü lakaplarla atışmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü isimdir! Her kim de tevbe etmezse, işte onlar kendilerine zulmedenlerdir.” Hucurat: 11
“Bunların arkasından gelenler şöyle derler: Rabbimiz! Bizi ve bizden önce gelip geçmiş imanlı kardeşlerimizi bağışla; kalplerimizde, iman edenlere karşı hiçbir kin bırakma! Rabbimiz! Şüphesiz ki sen çok şefkatli, çok merhametlisin!”Haşr:10 
”Ey İman edenler! Allah’tan korkun ve doğru/hak söz söyleyin. Allah işlerinizi düzeltir ve günahlarınızı bağışlar.” (Ahzab:70-71) 

Bitti

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.