Nusaybin operasyonu sırasında (17.05.2016) kod adı Mesken Nısebin olan Zehra Kaya’nın ailesine, örgüte katıldığı için, pişman olduğunu anlattığı bir mektup bulunmuştu. Birkaç gün sonra da Zehra Kaya teslim olmuştu.
Hikâyenin aslını bilmiyoruz. Bildiğimiz Zehra gibi pişman olmuş daha kaç kod adlı gencin var olduğunu bilmediğimizdir.
Çünkü girilen yoldan dönüş o kadar kolay değil.
Bir yanda örgütün infaz etme korkusu; bir yanda geri kalan ömrünü hapiste geçirme duygusu var çünkü.
Onlar bir dönemin sosyal, siyasal, ideolojik devlet yapısının birer kurbanıdır.
Dağa çıkan gençler de birer doktor, avukat, mühendis, öğretmen… olmak istemezler miydi sanıyorsunuz.
Hangi insan sıcak, huzurlu, mutlu, yuvasını; baba ocağını, ana kucağını bırakıp ucunda ölümün olduğunu bile bile bir maceraya atılır ki durup dururken.
Elbette ki bu işi ideolojik olarak benimseyenler vardır. Ama hayatında eline bir kitap almamış, ideolojinin ne olduğunu bilmeyenlerin de olduğu bir gerçek.
Bir yanda ailenin baskısı, dışlaması; bir yanda örgütün yoğun propagandasının ve sahiplenmesinin yaşandığı bir ortamda büyümüş bu gençliğe kim samimi bir el uzattıysa ona tutundular, onun yanında yer aldılar. İnsanın zayıf tarafıdır bu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Öz eleştiriyi de yapmaktan çekinmeyeceğiz.” Ve “Bu ülkenin tek bir evladının dahi zayi olmasına gönlümüz razı olmaz.” Diyor. (30.05.2016)
Bu cümlelerin altının doldurulmasının zamanı çoktan geldi, geçti ve geçiyor.
Zayi olma potansiyeline sahip o kadar çok genç var ki sırada.
Güvenlik tedbirlerinin yanında başka tedbirler de alınmalı. Ama sadece ekonomik yatırımlar değil.
Mesela; bu gençlerin zayi olmasını önleyecek, onların duygularına tercüman olacak psikologlardan, sosyologlardan, siyaset bilimcilerden, ekonomistlerden oluşan bir komisyon neden kurulmuyor?
Kürt gençlerini kazanmak için geç kalınmış olsa da yapılabilecekler hâlâ vardır.
Evet; bir dönemin kurbanıdır onlar. Kim bilir dönmek isteyen, pişman olmuş kaç kod adlı genç var dağlarda!
Hor görülünce, itilip kakılınca, ikinci sınıf insan muamelesine maruz kalınca insan, kim kucak açarsa ona kaçar onun yananda yer alır.
İnsan umudunu kaybettiği, hayallerine ulaşamadığı, beklentilerinin karşılanmadığı yer neresi olursa olsun orada durmaz.
Gençlik duygusaldır. Duygularına kim karşılık verirse onun yanında yer alır.
Politize olmuş ama henüz kod adı verilmemiş gençlere başkalarının sunduğu imkânlardan daha iyisini sunmak zorundasınız. Sunmazsanız elinizden uçar giderler.
Sahip çıkmak zorundasınız. Siz sahip çıkmazsanız; sahip çıkacak uluslar arası ne kadar eli kanlı katil varsa sırada bekliyor onlara sahip çıkmak için.
Adı kodlanmış pişmanlar geri getirilemiyorsa bari kalanlar için bir çare aransın.
Gençler pişman, aileler perişan, dağla ova arasına sıkışmış bir yaşam… çok mu zor bir çözüm bulmak?
Kürt halkının beklentisi kendilerine açılacak bir umut kapısıdır, uzanacak samimi bir eldir, RABİA değil.
Beklentiler karşılanınca RABİA kendiliğinden oluşur. 
Elan, istisnaların dışında, Kürtlerin, RABİA’yla bir sorunu yok ki zaten. 
Kürtlere RABİA’yı tekrarlatmak, Türklere İstiklal Marşını zorla okutmaktan farklı değil.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.