banner67

Şimdi ne yapmalı?

Kudüs’ün doğu ve batı olarak bölünmesi saçmalığı reddedilmeli. Mademki bu Siyonist virüs Filistin’den sökülüp atılamıyor, o zaman, şimdilik 67 öncesi sınırları içinde Kudüs’ün, bir bütün olarak, kurulacak Filistin devletinin başkenti ilan edecek yeni bir yol haritası çizilmeli. Siyonist devletin tanınması kararı geri çekilmeli, bütün ilişkiler kesilmeli, Filistinlilere uygulanan ablukaya misilleme olarak Siyonistlere de ambargo uygulanmalı, Siyonistlerin yaptığı katliamların hesabını soracak bir çalışmanın hukuki alt yapısı hazırlanmalı…

Siyonistlerin 11 Mayıs 1949’da Birleşmiş Milletlere üyeliği karşılığında: Kudüs’ün uluslar arası bir yönetime devredilmesi, mülteciler sorunu ve sınırlar konusunda verdiği taahhütleri yerine getirmediğinden ve daha birçok karara uymadığından BM üyeliğinin iptali için girişimlerde bulunulmalı.

Bütün bunlar, kuyruğu ABD ve Siyonist çeteye kaptırmış, Arap Krallarıyla olur mu? İşte orası şüpheli!..

Siyonistlerin taahhütlerini yerine getirmeden BM üyeliğine kabul edilmesi BM için bir skandaldır.

BM, Siyonistlerin verdiği sözlerle hareket ederek Siyonist devletin kurulmasına ve gelişmesine çanak tutmuştur.

Siyonistlerin verdiği taahhütler yeterli görülürken; 30 Nisan 2003’te Orta Doğu Dörtlüsünce sunulan yol haritasında bağımsız bir Filistin devletinin kurulabilmesi için: “….. Filistin halkının teröre karşı kararlı bir şekilde hareket eden ve hoşgörü ve özgürlüğe dayalı bir demokrasi uygulamaya hevesli bir yönetime sahip olduğunda gerçekleştirilebilecektir.” Deniyor. Yani; Filistin halkının nasıl bir yönetim ve duygulara sahip olması kararını bile bu dörtlü çete vermiş, veriyor.

Anlaşılacağı üzere, Filistin halkı sadece birkaç çapulcu Siyonist’le mücadele etmiyor. Aynı zamanda; bütün kararlarda Siyonistlerin lehine hareket eden BM, ABD, AB, İngiltere ve hain Arap yöneticilerle de mücadele ediyor.

Trump’ın tek başına yaptığını, halihazırda dünya kamuoyu oluşmuşken, 57 üyesi bulunan İİT neden yapamasın?! 300 milyonluk ABD ve 5 Milyonluk Siyonistlerin Filistinlilere ve dünyaya yaptıklarını 2 milyarlık nüfusa sahip Müslümanlar yapamıyorsa yazıklar olsun!..

İsrail bir terör devletidir, askerleri de teröristtir diyorsak bu devletle ilişkiler meşru olabilir mi, ABD’nin terörle ilişkisini kınıyorsak bizim İsrail terör devletiyle ilişkilerimizin olması çelişki değil mi?

Ama bakın Filistin ile hiçbir dini, kültürel siyasi ilişkisi olmayan Venezuela, Şili gibi ülkeler Filistin için, Kudüs için Siyonist çeteyle ilişkilerini hemen kesti. Diğer bazı ülkeler de ilişkilerini en alt düzeye indirdi. Bu ülkeler mi Kudüs’ü bizden daha çok seviyor, yoksa biz mi onlardan daha az seviyoruz Filistin’i, Kudüs’ü Mescid-i Aksay’ı?..

Hayır! Onların sadece bir avantajı var: ABD ve Siyonistlere minnet borcu yok.

Tabi eliniz güçlü ise diliniz de uzun olur. Çünkü dilinizin uzunluğu, elinizin gücü ile orantılıdır.

BM’nin kararlarını ABD ve Siyonistler önemsemezken, Filistin ve Kudüs davasını dert edinenler neden BM’nin kararları doğrultusunda hareket etmek zorunda olsun, BM’nin kararları Kudüs’ün kutsallığından daha mı önemlidir?

Özelde Kudüs genelde Filistin sorununu, Filistin davasına olan samimiyetinden şüphe etmediğimiz, Erdoğan’ın ve İran’ın mevcut şartlarda tek başlarına çözmelerinin mümkün olmadığını biliyoruz.

Ama her hangi bir siyasi menfaat gözetmeden, siyasi prestij peşinde koşmadan, birbirlerinden rol çalmadan Erdoğan ve İran’ın birlikte hareket etmeleri halinde, sürece büyük ivme kazandırabilirler.

Cum. Bşk. Erdoğan’ın Müslüman halklar içindeki popülerliği ve İran’ın zaten sahada oluşu, özellikle Pakistan ve Malezya gibi samimi görünen iki büyük ülkenin, Arap ülkelerinden samimi olanların ve diğer bazı ülkelerin de desteğiyle, gayet tabi, Siyonizm’in ve kölesi ABD’nin üstesinden gelinebilir, gelinmelidir.

İİT üyelerinin hepsi buna zorlanmalı, geri duranlar deşifre edilmeli ki kendi halkları gereken cezayı kesebilsin. O zaman kim samimi kim değil ortaya çıkar.

Aksi halde mevcut şartlarda ne Erdoğan ne İran ne de başka bir oluşum tek başına Filistin ve Kudüs meselesine bir çözüm bulamaz, yardımcı olamaz.

1947’den bugüne kadar olduğu gibi yine BM’nin, AB’nin, ABD’nin sahte vaatlerine, yalan sözlerine kanarak beklenirse: ümidimizi, sabrımızı, metanetimizi kaybetmeyiz amma; Kudüs’ün özgürleşmesini, Filistin devletinin kurulmasını ve Hanzala’nın Filistin’ne dönmesini daha çoook bekleriz.

Bitti.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.