Tabelacılıktan dünya ebru sanatçılığına

Ebru sanatı, UNESCO’nun “Dünya Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi”ne girdi. Buna öncülük eden ise bir Urfalı oldu.

banner16
Tabelacılıktan dünya ebru sanatçılığına

Ebru sanatı, UNESCO’nun “Dünya Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi”ne girdi. Buna öncülük eden ise bir Urfalı oldu.



Ömer Sabuncu’nun asıl işi tabelacılıktı. 13 yıl öncesine kadar tabelacılık dışında Hüsn-ü Hat sanatına ilgiliydi. Hüsn-ü Hat çalışmalarını süslemek için ebruya ihtiyaç duyunca, kısmen bu sanata da yöneldi. O günlerde Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından ebru sanatını tanıtmak için Güneydoğu illerine gönderilen ebru sanatçısı Timuçin Tan Arslan ile tanışması onun için hayatının ilk dönüm noktası oldu. Ebrunun inceliklerini öğrenince kendini tamamen bu sanata adadı. Ebru sanatının gelişmesi, yayılması ve gelecek nesillere aktarılmasına öncü eden sanatçılardan biri olacağından bihaberdi. Birçok başarıya imza attı, sanatının Harran Üniversitesine girmesini sağladı, bu alanda birçok öğrenci yetiştirdi. Son olarak, Ebru sanatının UNESCO “Dünya Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi”ne girmesine öncülük etti. Paris’teki UNESCO Genel Merkezinde Türkiye’yi temsil eden iki sanatçıdan biri oldu. Birçok sanatçı yetiştirdiği ebru için “sabır ve sevgi işidir” derken, bir Urfalı olarak bu sanatın dünya çapında tanıtılmasında öncü olmanın mutluğunu ve haklı olarak gururunu yaşıyor. Kendisi, uğraşanların daha insancıl ve yapıcı olduğunu söylediği ebru sanatı ile ilk tanışmasını şu sözlerle aktarıyor;



 “Hattat Mustafa Kaçar ile Hüsn-ü Hat çalışıyorduk. Sergiler açtık, tablolar yaptık. Fakat tablolarımızın kenarını süsleyecek ebru bulmakta zorlanıyorduk. Yağlı boya benim için çocuk yaştan beri tabelacılıktan gelen bir çalışma olduğu için Mustafa Kaçar hocam “sen bu işi yapabilirsin” diyerek moral verdi ve amatörce de olsa ebru çalışmaya başladım. O yıllarda biraz da şansımızdan diyebileceğim bir şey gerçekleşti. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türkiye’nin en eski ebrucusu Timuçin Tan Arslan hocayı ebru sanatı ile ilgili sergi açması, gösteri yapması ve tanıtması amacıyla Diyarbakır, Mardin ve Urfa’ya göndermişti. Hocamız Diyarbakır ve Mardin’de çok talipli bulamamıştı ama Urfa’ya geldiğinde benim bu işlere biraz ilgim olduğu söylenmişti kendisine. Hocamızla görüştüm, yaptığım amatör çalışmalara baktı. Sonrasın da ise beni Ankara’ya davet etti. Benim için ebru sanatında belki de dönüm noktası o gündü. Bu çok büyük bir şerefti. Ankara’da hocamız en başından bütün inceliklerini anlatarak bana ebru sanatını öğretmeye başladı. Daha sonra ebrularımı bazen kargo ile hocama gönderdim bazen de bizzat giderek hocama gösterdim. Gittikçe ilerlemeye başladım. İki yıl bu şekilde devam etti. Daha sonra Timuçin hocam çalışmalarımı özgeçmişimle beraber Kültür ve Turizm Bakanlığına göndermemi istedi ve gönderdim. Jüri, ebru sanatı ile ilgili hocalık yapabileceğim yönünde karar aldı. O günden sonra ebruda ilerlemeye başladım. Daha sonra kursunu da açtık bu sanatın. Atalarımızın sanatı olan ebru sanatını gelecek nesillere doğru bir şekilde aktarmaya başladık.”



EBRU’NUN HARRAN ÜNİVERSİTESİNE GİRMESİNİ SAĞLADI



Ebru sanatçısı Ömer Sabuncu, sanatı ile ilgili birçok yarışmaya katıldı. İlk birinciliği 2009’da geldi. Yaptığı ebrularla Türkiye’de dereceye girerek birinciliği elde etti. 15’nci Devlet Türk Süsleme Sanatları yarışmasında kendi dalında başarı ödülü aldı. Ebru ile tanışmasından yıllar sonraki bu başarısı ona göre hayatında ikinci bir dönüm noktası oldu. Bu ödülden sonra çalışmalarına daha da hız verdi ve bakanlığa Devlet Sanatçı Tanıtma Kartı için başvurdu. Çalışmaları ile 7 aylık bir tanıtım serüveninden sonra üçüncü dönüm olarak gördüğü “Devlet Türk Süsleme Sanatları Sanatkarı” unvanını aldı. Bu alanda yüzlerce öğrenci yetiştirdi. Ebru sanatının Harran Üniversitesinde ders olarak verilmesi için girişimlerde bulundu. Nitekim bu çabası sonuçsuz kalmadı ve ebru sanatına hüsn-ü hat ile birlikte Güzel Sanatlar Fakültesinde anabilim dalı olarak yer verildi. Aynı sanatlar üniversitenin İlahiyat Fakültesine de ders olarak konuldu. Bu sanatların üniversitede öğretilmesi için ön ayak olan Sabuncu, öğrencilere dersleri de kendisi vermeye başladı.



TABELACILIKTAN DÜNYA EBRU SANATÇILIĞINA



Ömer Sabuncu elbette ebru sanatında bu kadar ilerleyeceğini hiç hayal etmemişti. “İşin bu kadar gelişeceğini hiç düşünmedim. Dünya çapına ulaşacağımı hayal bile edemezdim” diyen Sabuncu, ebru sanatında bu kadar ilerlemesinden oldukça memnun. Bu konudaki duyguları şu şekilde;



“Sadece çalıştığımız Hüsn-ü Hat’ın kenarına ebru hazırlayalım, süslemeleri ebru ile yapalım diye düşünüyordum. Ancak, ebru sanatının geniş bir derya olduğunu gördüm ve Hüsn-ü Hat çalışmalarıma ara verdim, tamamen ebruya yöneldim. Timuçin hocamın üzerimdeki tesiri ve tavsiyeleri çok büyük. Oraya her gittiğimde bana yeni bir ebru çeşidi öğretir, yeni püf noktalar verir “Ömer şunu çalış, şunlar şöyle olacak” derdi.  Bugünleri doğrusu o zamandan hayal etmek kolay değildi. Fakat bugünleri bir Urfalı ebru sanatçısı olarak görmek hem Urfamız hem de kendim adına sevindirici.”



SABIR VE SEVGİNİN ÜRÜNÜ



Ebru sanatı için “sabır ve sevgi işidir” ifadelerini kullanan Sabuncu’ya göre bu sanatla uğraşacak kişilerin iki soruya yanıt verebilmesi gerekiyor;  Ben bu sanatı seviyor muyum? Bende sabır var mı? Ebrunun insanın ruh haline yön verdiğini belirten Sabuncu, ilgililere şu tavsiyelerde bulunuyor;



“Ebru sanatı ile uğraşan bir kişi eğer hakkını vererek yapıyorsa ahlaki boyutta çeşitli değişikliklere uğrar. Yani daha insancıl ve yapıcı olur. Ebrunun insanın ruh haleti üzerinde çok olumlu yansıması vardır ama bir kişi ebru sanatını yapmak istiyorsa iki şeyi kendine soracak; Ben bu sanatı seviyor muyum? Bende sabır var mı? Bunu diyecek. Ebru sanatı insanın ruh halini ortaya koyan bir sanattır. İnsanı düşündüren ve güzelliğe sevk eden bir sanattır.”



URFALILAR EBRU’YA ÇOK MERAKLI



Urfalıların ebru sanatına ilgi gösterdiğini de ekleyen Sabuncu, bu alanda Urfa’da bir potansiyel olduğunu düşünüyor. Şimdiye kadar birçok öğrenci yetiştiren Sabuncu, bu potansiyeli örnekleriyle şöyle anlatıyor;



“Urfalılar bu sanata çok meraklı. Özellikle de kızlarımız bu sanata daha çok ilgi gösteriyor. Bugüne kadar 8 öğrencim Türkiye’nin farklı yerlerinde hocalık yapıyorlar. Urfa’da da hocalık yapabilecek seviyede olan öğrencilerim var. Bayanların ilgisi daha fazla ama erkeklerin de ilgi göstermesini bekliyoruz. Bizim temel hedefimiz bu sanatı gelecek nesillere aktarmak. Bu sanat bizimle kalmış, biz bu sanatı icra etmişiz bence bu hiç önemli değil. Biz eğer bu sanatı üniversitelere sokabilirsek, bu sanatta birilerini yetiştirebilirsek eğer, bizim en büyük mutluluğumuz bu olacaktır.”

Anahtar Kelimeler:
Haber
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.