Yeşilçam'da Bir Urfalı: Mehmet Kıvırcık

Aslen Şanlıurfalı olan ama İstanbul’da doğup büyüyen Mehmet Kıvırcık, İstanbul’da bir süre fotoğrafçılık yaptı, fotoğrafçılık yaptığı yıllarda sinema sektörüne giren Kıvırcık, o gün bugün akıllarda kalan bir çok filmin hem görüntü yönetmenliğini hem de kameramanlığını yaptı.

banner16
Yeşilçam'da Bir Urfalı: Mehmet Kıvırcık

Sinema sektörüne girdikten sonra Kemal Sunal, Zeki Alasya, Metin Akpınar, İlyas Salman, Kadir İnanır, Perihan Savaş, İbrahim Tatlıses, Türkan Şoray, Hülya Avşar, Fatma Girik gibi Yeşilçam ünlüleriyle aynı sette çalıştı.

Yeşilçam’daki sinema döneminin zorlukları kadar güzellikleri olduğunu belirten Mehmet Kıvırcık’ın  anıları…

YEŞİLÇAM’A FOTOĞRAFÇILIK İLE GİRDİM

1973 yılında Yeşilçam sinemasına hızlı ve kolaylıkla giriş yaptığını söyleyen Kıvırcık; ‘‘Ben bu mesleğe fotoğrafçılık ile başladım, reklam filmlerinde çekim yaptım. Abim Ali Kıvırcık, yönetmen yardımcılığı yapıyordu. Bende fotoğrafçı olduğum için abim beni çağırırdı setten film için afiş fotoğrafları çekerdim. Aktif olduğum için kameramanlara yardım ederdim. Kameramlar benden objektif, akü, tripod gibi malzemeleri istiyorlardı. Kameranlar beni sevdi yavaş yavaş kameraman asistanlığı yaptım. Ve kameramanlık öğrendim devam ettim’’ dedi.

İŞİMİZ ÇOK ZORDU, BİR FİLM 35-40 KUTUDA BİTERDİ

O dönemde film çekmenin zor bir iş olduğunu ifade eden Mehmet Kıvırcık konuşmasına şöyle devam etti;

‘‘ O zamanlar böyle profesyonel kameralar yok, kendi kendine netleme yapan kamera yok mezopan denen bir olay var net gelmek gerekiyor. O zamanlar 35’lik sinema filmi olduğu için net mi flu mu olduğunu anlamazdık. Şimdi ki kameralar çok kolay. Bir filmi yaklaşık 35-40 kutu filmle bitirildik. Her bir kutu 120 metreydi, dolayısı ile bunları çektiğimiz zaman stüdyoya giderdi laboratuvarda yıkanırdı, iç kopyası kopyalanırdı, masada montaj yaptığımız zaman anlardık flu mu net mi o zaman çıkardı meydana.  Yani işimiz çok zordu. Ve biz o sahne için 1 hafta uğraştık. O zaman kameraman kamerayı tutuş şeklinden filmi net çekerdi. Usta kameraman o zaman anlaşılırdı. Şimdi cep telefonundan görüntü çekiyor. Hatta efektte veriyor.

YEŞİLÇAM BİR HAYAT ÜNİVERSİTESİ

Yeşilçam’ın bir okul olduğunu aktaran Usta Kameraman Kıvırcık “Sinemanın güzel tarafı bir filme başladığınız zaman ekip birbirini severse uyum içeresinde olursa tadından geçilmiyor. Film bittikten sonra izleyince insan huzurlu oluyor ve o çekim sırasındaki yorgunluk o huzurla sona eriyor.  Yeşilçam bir okul gibi, hayat üniversitesidir. “ dedi.

O ZAMANLARDA SİNEMA ÇOK EMEK İSTİYORDU

Biz bir film çekmek için çok uğraşırdık, öyle sahneler vardı ki çok zorlanıyorduk. Örnek olarak İlyas Salman’ın ‘‘ Sarı Mercedes’ Filminde biz dublörlü olarak çalıştık. O filmde arabanın uçurumdan uçma sahnesi vardı ve biz o arabayı gerçekten uçurumdan aşağı uçurduk. Ve bunun tekrarı olmayacağı için biz üç kamera ile çalıştık.

İBRAHİM TATLISES BABACAN BİRİYDİ

Kameramanlık yaptığım Yeşilçam filmlerinde İbrahim Tatlıses ile de çalıştım. İbrahim Bey ile çalışmak çok güzeldi. Kendisi çok iyi niyetli insanlara yardım eden bir insandı. Hatta Hülya Avşar’ın ‘Aşıksın’ Filmi’nde beraber aynı sette görev aldık. Ve orada gündelik ile çalışan insanlar vardı, bunlar figüran olarak çalışırlardı. Bir gün baktım İbrahim Tatlıses bunların cebine para koyuyor. Bende prodüksiyon amirine İbrahim Bey’in yapımcı mı? diye sordum. Oda yok dedi İbrahim Tatlıses böyle insanlara yardım eder, yardımı çok sever dedi.

OYUNCULAR ARTİSTLER KAHVESİNDE TOPLANIRDI

O zamanlar bir film 20 gün sürerdi, 20 günden sonra 2 ay boş kalırsın. İstanbul İstiklal Caddesi’nde artistler kahvesi vardı. Oraya bütün işsiz sinemacılar gelirdi. Ayrım yapmadan yönetmeni, kameraman, asistanı, ışıkçısı prodüksiyon amiri, oyuncusu hepsi orada oturup iş beklerdi. Bir firma iş yaptığında oraya gelip o kahvede oyuncu ve kameraman seçip işe alırdı.  O dönemde iş bulmak çok zordu. İş aslanın ağzındaydı, şimdi iş çok kolay bir kere şuan dizilerde tiyatro oyuncuları var tiyatro oyuncuları ezberi kuvvetli olan insanlar. Benim dönemin son zamanlarında sesli film çekmeye başladık. Filmde oynayanlar ezber yapamadıkları için zorluk çekerdi. Yönetmen yardımcısı söylerdi, oyuncu peşinden söylerdi, dudak hareketlerine göre seslendirme yapılırdı.  Şuan bire bir çekiliyor, burada şu kolaylık var olmazsa bir daha çekebiliyorsun, eskiden biz göremiyorduk görüntülerimizi.

TATLISES’LE AZERBAYCAN’DAKİ ANIMI UNUTAMIYORUM

İbrahim Tatlıses ile Azerbaycan’da bir alışveriş merkezi açılışında beraber olduk. Kendisi konser veriyordu yağmur yağdı kimse konser yerini terk etmedi. İnsanlar o kadar çok seviyordu. Konser sonrası akşam yemek gazetecilerle yemek yedi. Yemekten sonra diğer gazeteciler müsaade isteyip kalktı. Bende bizim ekip kalkmadı diye kalkmadım ve biri geldi, İbrahim Tatlıses’e bir şey söyledi. Hemen onu çağırın dedi, biz hiçbir şey anlamadık ve bir çocuk geldi. Sesi İbrahim Tatlıses’e çok benziyordu. İbrahim Tatlıses onunla birlikte düet yapacaktı bana döndü dedi; ‘şimdi bütün gazeteciler gitti. Sen tek çekeceksin düeti’ bende dedim ki; tekkeyi bekleyen çorbayı içer. Bu anımı hiç unutmuyorum.

Ahmet KOLSUZ'un Haberi

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.