Dünyadan yok olmaktır, fâni olmaktır, artık dokunamamaktır, Ölüm!
Yan yana iki kelime “ölüm var” yani dünyadan yok olmak da var, demektedir tüm biz fânilere!
 “Yok”u “var” ile anlatmak, ne garip bir ifade!..
“Var” ve “yok” iç içe girmiş aynı durumu ifade eden iki kelime “var” ve “yok.”
Aslında vardı, bir yerlerde duruyordu. Geliş zamanını; dirilme anını bekliyordu.
Geldi, canlandı, yaşadı ve tekrar öldü.
Birinde toprağın üstünde; birinde altında… “Hayat devam ediyor.”
Topraktan gelmek ve toprağa; sadık yârine geri dönmek…
Dünya fâni, her canlı fâni, fâni bu dünya…
Bütün “var”lar emanettir, ölümlüdür, kendisi de fâni şu dünyadan göçe mahkûmdur. 
Ölenden geri kalan fâniler de aynı akıbeti göreceğini bildiği halde doğumu kabul ettiği gibi ölümü kabullenemiyor, kolay kola…
Ölümün ardından koparılan feryatlar, figanlar, yakılan ağıtlar ölünün kendisine mi, aynı akıbetin kendilerini beklediğini bilmelerinden mi, yoksa onsuz kalmanın acısından, korkusundan mı? Bilinmez.  Cevabı zor sorular. Belki de başka bir ruh hali!..
Doğarken başkaları sevinir; kendisi ağlar, kendisi acı çeker. Ölünce kalanlar ağlar, kalanlar çeker acıyı.
Bu ne yaman çelişki Allah’ım!
Doğarken ağlayan şu fâni nefis, dünyada birkaç gün daha kalmak için çalmadık kapı; gitmedik tabip bırakmaz.
Bu  nasıl bir duygu, bu ne hal böyle, bu nasıl bir dünya sevgisi?!..
Sanki belirlenmiş bir zamanı yokmuş; sanki ilelebet dünyada kalma sözü verilmiş kendisine!
“Var “ ve “yok” zıt anlamlı, üç harfli, iki kelimeye sıkışmış bir hayat!..
“Ölüm var” yani yok olmak var. Yok’u var ile anlatmak… ne büyük bir sanat!..
Birkaç saniye önce yanı başımızda var olan bir de bakarsın yok olmuş.
Toprağa gömülen o fâni önce sık sık; sonra haftada bir; sonra bayramdan bayrama ziyaret edilir ve unutulur gider.
Mezarda bir garip; gözden ırak; gönülden ıraktır artık o.
 Toprağın altında kaderiyle baş başa artık!
Ne bir yardımcısı ne bir yakını var yanında; ne de arayanı, soranı var artık!..
Ne en sevdiğinin kendisine ne kendisinin en sevdiğine faydasının olmadığı yerdir orası.
“Her nefis ölümü tadacaktır.” (Ankebut,57)
Malumu ilan ediyor: Ta-da-cak-tır nokta.
Her nefsin gözleriyle gördüğü, duygularıyla yaşadığı bir gerçeği yeniden, yeniden, yeniden hatırlatıyor her ölümün ardından.
Sonu ta başından belli olan ölümü nefisler, aklıyla kabul etse de; duygusal olarak hemen kabullenemiyor. 
Bir süre sonra akıl devreye giriyor ve evet “ölüm var” demek zorunda bırakıyor fâni nefisleri.
“Ömür dediğin üç gündür; dün geldi geçti, yarın meçhuldür. O halde ömür dediğin bir gündür; o da bugündür.” Can Yücel
“Toprağa gark olmuş nazik tenleri / Söylemeden kalmış tatlı dilleri 
Gelin duadan unutman bunları / Ne söylerler ne bir haber verirler” Yunus Emre
Ee kalanlara ne eser bıraktı ona bakılır artık.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.