Bir Kurban Bayramı'na daha kavuştuk. Bu bayram Rabb'e kurbanların sunulduğu bir bayram. İslam'da diğer tüm ibadetlerde olduğu gibi kurban ibadetinde de görünenin ötesinde bir anlam derinliği vardır. Bu derinliği kavramadan yapılan her ibadet hakkıyla eda edilmiş olmaz, eksik kalır. İbadetlerin özünde bulunan bu anlam derinliği her ibadette aynı amaca hizmet eder. Görünüş bakımından birbirlerinden farklı olsa da her ibadetin anlamsal açıdan özü aynıdır.

Şüphesiz ki Allah yarattıklarının hiçbirine muhtaç değildir. Dolayısıyla Allah bizim kendisi için ibadet etmemize de muhtaç değildir. Lâkin Allah mümin kullarına bazı ibadetleri farz, bazılarını vacib kılarak onları yüceltmek istemektedir. Dolayısıyla ibadetler Allah'ın muhtaç olmasından dolayı değil, kulun yükselmesi gerekliliğinden dolayı farzdır. Allah ibadetlerimize muhtaç değil, lâkin biz ibadetlere muhtacız. Namaz Allah'a olan borç değil, kendi ruhumuza, fıtratımıza olan borcumuzdur.

İslam'da Allah diğer beşeri dinlerde olduğu gibi evreni yaratıp başıboş bırakmamıştır. Allah'ın dileği kendisiyle kulları arasında aktif, dinamik bir bağ kurmaktır. Allah bu bağın sürekli olmasını istemektedir. Çünkü insanoğlunun asıl mutluluk ve huzuru burdadır. İnsanların mutluluk ve huzuru mal-mülkte, makamda, güçte araması büyük bir yanılgıdır ve bu çabalar beyhudedir. Asıl mutluluk ve huzur insanoğlunun yaratıcısıyla kuracağı bağda saklıdır.

"Bunlar, iman edenler ve kalpleri Allah'ın zikriyle mutmain olanlardır. Haberiniz olsun; kalbler yalnızca Allah'ın zikriyle mutmain olur."
(Rad 28)

İnsanın Allah'a olan teslimiyetini göstereceği ibadetlerden biri de kurbandır. Şüphesiz bu ibadet de göründüğünün ardında yatan derin anlamlar içerir. Bu ibadetin önemi daha insanlık tarihinin başlarında Hz. Ademin (as) iki oğlu olan Habil ve Kabil kıssasında kendini göstermektedir. Maide süresinde anlatılan kıssa ibretlerle doludur.

"Onlara Adem'in iki oğlunun gerçek olan haberini oku: Onlar (Allah'a) yaklaştıracak birer kurban sunmuşlardı. Birininki kabul edilmiş, diğerininki kabul edilmemişti. (Kurbanı kabul edilmeyen) Demişti ki: 'Seni mutlaka öldüreceğim.' (Öbürü de:) 'Allah, ancak korkup-sakınanlardan kabul eder.'"
Maide 27

Habil hayvancılıkla Kabil ise çiftçilikle geçimini sağlamaktadır. Kurban için Habil en değerli, semiz hayvanını getirir. Kabil ise kıymetsiz, çürümüş bir tutam bitkiyi getirir. Habil kurban olarak verilmesi insan nefsine zor olanı kurban etti yani kendisi için kıymetli olanı Allah için feda etti. Kabil ise zaten kıymetsiz olanı getirdi. Sonuç olarak Habil'inki kabul edildi. Kabil'inki kabul edilmedi.

İnsanlık tarihinin başlangıcının böyle bir kıssayla başlatılması manidardır. İbrahim peygamberin (as) en kıymetlisi olan oğlunu kurban etmek istemesine de bu çerçeveden bakılmalıdır. Şüphesiz bu kıssa da ibretlerle doludur. Bu kıssayı da burda anlatmak yazının sınırlarını zorlayacağı için anlatmayalım ama konuyu daha incelikli öğrenmek için kıssayı tekrar okuyalım.

Şunu artık net bir şekilde anlamış bulunuyoruz ki kurban için kıymetli olanın feda edilmesi gerekiyor. Bir diğer önemli husus olarak şunu görüyoruz: Ancak takva sahiplerinden kabul edilir.

Kurban ibadetinin anlamsal derinliği ve özü bu kıssalardan anlaşılmaktadır. Allah kulun samimiyetini ve fedakarlığını sınar bu ibadetle. Yoksa bütün mülkün sahibi olan Allah zaten kendi mülkünde bulunan hayvanların kendisi için kurban edilmesine muhtaç değildir .

"Onların (kurbanların) etleri ve kanları kesin olarak Allah'a ulaşmaz, ancak O'na sizden takva ulaşır. İşte böyle, onlara sizin için boyun eğdirmiştir; O'nun size hidayet vermesine karşılık Allah'ı tekbir etmeniz için. Güzellikte bulunanlara müjde ver!"
(Hacc 37)

Bu son ayetle de tekrar söylemek gerekir ki kurban ibadetinin asıl amacı kulların takvasıdır, Allah'a ulaşma, onunla bağını kurma ve bu bağı güçlendirme çabasıdır.  Tüm ibadetlerde olduğu gibi bu ibadette de ihlas öncelikli şarttır. Allah asla gösterişi kabul etmez. Gösteriş amaçlı kurban kesenler Allah'ın muradının dışında hareket etmektedirler. Böyle insanların amacı Allah'ı razı etmek değil kulların gözüne girmektir. Allah böyle bir cehaletten hepimizi korusun.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.