banner62

Seçimden bir gün önce facebook’ta kısa bir anekdot düşmüştüm kendi tarihime’’Ötekilerin karşısında tabi ki İslam ümmetinin maslahatını seçecek ve destekleyeceğiz’’ diye… Seçim sabahı da facebookta yazdığım bir gözlemim oldu:’’Bu sabah Dünya’da, Ortadoğu’da ve Siverek’te bir tek ümmet sevdası olanların sevindiğine şahit oldum. Allah İslam ümmetinin sevinç ve zaferlerini artırsın.’’

Bu cümleleri Ak Parti mutlak doğruyu temsil ediyor, kusursuzdur diye yazmadım. (Kusurları, zaafları, yanlışları, adaletsizlikleri boyna duruyor). Bu cümleleri küresel güç odakları Ak Parti üzerinden İslam medeniyeti ile savaş halinde olduğundan dolayı yazdım.

Evet büyük tabloyu görünce gerçekten küresel güç odaklarının Ortadoğu’yu yeniden dizayn etmek üzere alabildiğince/pervasızca çaba sarf etiğini anlamamak akıl tutulması ile eşdeğer.

7 Haziran seçimlerinde Ak Parti birinci parti olmasına rağmen tek başına iktidar olamayınca küresel güç odakları zafer çığlıkları atmaya başlamıştılar. Sembolikte olsa ümmet vurgusu yapanlar kaybetmişti.

Bu büyük küresel emperyal ittifakın çalışmaları ve oluşturduğu dezenformasyon bir yana büyük halk kitlelerinin beklentilerini de yeterince karşılayamamıştı Ak Parti iktidarı. Kürt Meselesi anayasal güvence bağlamında çözülmemiş, anadilde eğitim kabul edilmemiş, ekonomik kalkınma orta ve dar gelirli ailelere yansımamıştı. Hükümette bulunan bazı bakanların adı büyük yolsuzluklara karışmış, yolsuzluk yapanlar adil bir yargılanmaya tabi tutulmamış ve içindeki kirlilikler temizlenmemiş, tersine adaletsizlik ve yolsuzluklar sumen altı edilmişti.

Ak Partiyi desteklemesine rağmen bu durumdan rahatsız olan başta Kürt seçmenler olmak üzere yüzde 7-9’luk bir seçmen kesimi Ak Partiyi içindeki kirlilikleri temizlemesi için desteğini çekmişti. Halk tarafından verilen mesaj açıktı: Kirliliklerinden arın ve beklentilerimize cevap ver.

Küresel Emperyalizm ve İşbirlikçileri İş Başında

Ortadoğu’yu yeniden dizayn etmek isteyen küresel emperyal güçler, farklı kimlik ve ideolojik cenahları destekleyip Ak Parti ve Tayip Erdoğan karşıtlığı üzerinden bir cephe oluşturup 1 Kasım seçimlerine hazırlandı. Hedef beliydi ve çok basitti. Ak Parti tek başına iktidar olmamalıydı. Mümkünse hükümet ortağı olmamalı değilse mutlaka koalisyon kuracağı bir seçim aritmetiği oluşturulmalı idi.

Oysa öyle olmadı. 1 Kasım seçimlerinde beklenenin tam aksine Ak Parti tek başına iktidar olmakla kalmadı oyların yarısını alarak 317 milletvekili çıkardı. Beklenenden daha güçlü olarak dördüncü defa hükümeti kurma fırsatı yakaladı.

Ak Patiden Beklentiler

İktidar olmak; halkın beklentilerine cevap vermek, halkın sorunlarını çözmeyi gerektirir. Tüm farklılıklara rağmen Ak Parti hükümeti kuşatıcı bir perspektifle olaylara bakmalı ve çözüm odaklı bir yönetim sergilemelidir.

En önemli iki büyük sorunu bu iktidar döneminde çözüme kavuşturmalıdır. Bu sorunların başında Kürt meselesi bulunmaktadır. Kürt meselesi sadece Kürdistan coğrafyasının bir sorunu değil ülkede yaşayan tüm insanların sorunudur. Kürt halkının hakları başta anayasal güvence olmak üzere tüm doğal hakları tanımalı ve iade edilmelidir. Bu meseleyi tüm küresel güç odaklarını karşısına alarak, neye mal olursa olsun Kürt halkını memnun edecek şekilde çözüme kavuşturmalıdır.

En önemli ikinci sorun da ekonomik ve sosyal alandaki istikrardır. Gelir dağılımı adil bir şekilde dağıtılmalı ve hizmet odaklı bir sürece girilmelidir.

Bilge Kral Aliya İzetbegoviç’in Önerilerine Kulak Asmalı

Yıllar sonra bile Ak Parti adaletle anılmak istiyorsa, İslam ümmetinin bilge kralı Aliya İzetbegoviç’in nasihatlerine kulak kabartmalı.

Ne diyor Bilge Kral: ‘’İktidara gelirseniz, hal ve hareketlerinize dikkat edin. Kibirli olmayın, kendinizi beğenmişlik etmeyin. Size ait olmayan şeyleri almayın. Güçsüzlere yardım edin ve ahlak kurallarına uyun. Unutmayın ki sonsuz iktidar yoktur. Her iktidar geçicidir ve herkes, er veya geç, önce milletin ve sonra Allahın karşısında hesap verecektir.’’

Küresel güç odaklarına karşı dik duruş sergileyen Ak Parti kendi halkı için gerçekten adaleti merkeze alan bir sistem kurmalıdır.

Küresel emperyalist, seküler, İslam ümmetinin ve medeniyetinin düşmanı Beyaz Türklerin sahiplendiği bu köhnemiş sistem topyekun değişmelidir. Umudumuz ve beklentimiz budur.

Bu halkı cahil ve cühela gören ve kendini seçkin/elitist gören her kişi ve kurum bu seçimi kaybetmiştir.

Bu seçimin kazananları Afrika’dan Tunus’a Mısır’dan Filistin’e Bosna’dan Kürdistan’ın en ücra toprağına kadar ümmet kaygısı duyanlardır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.