DEDAŞ Trajedisinden Kesitler

Siverek Haber yazarlarından sevgili Hasan Postacının kaleme aldığı DEDAŞ trajedileri adlı yazısı oldukça ses getirecek cinsten görevi gereği birebir yaşadığı olayları da yazısında ifade eden Postacı Dedaş'ın vatandaşı faturalarla ve cezalarla nasıl mağdur ettiğini ifade etti. Umarız sevgili Hasan Postacının serzenişsel yazısını yetkililer ve kurum yöneticileri ciddiye alarak vatandaşın bu mağdur durumuna çare bulurlar.Hasan Postacının yazısını siz siverek haber sitesi okuyucuları ile paylaşıyoruz.

banner16
DEDAŞ Trajedisinden Kesitler

Modern yaşam biçimi birçok getirisinin yanında önemli bedelleri ödemeyi de kaçınılmaz kıldı. Kentleşme, sanayileşme ve endüstriyel üretimle gelen, şekillenen yeni şehir yaşamının belki de en büyük olumsuzluğu bireyleri yalnızlaştırmasıdır. En büyük örgütlü güç olan devletin yanında özellikle küresel kapitalizmin bir çığ gibi büyüttüğü devasa şirketler ve örgütlü kurumların karşısında bireyler güçsüz, çaresiz ve yalnızlar. Sivil toplum kuruluşları üzerinden yapılan gönüllü mücadele yöntemleri bu bağlamda çok cılız ve yetersiz kalıyor.  

Özellikle kent kültürünü tam içselleştirmemiş, eğitim düzeyi düşük, toprağa bağlı feodal yaşam biçimi ile modern kapitalist yaşam biçimi arasına sıkışmış bizim gibi toplumlarda bu çaresizlik daha can yakıcı bir seviyede kendini gösteriyor. Bu tip geçiş sancısı yaşanan toplumlarda bireylerin bir yanının feodalizmle, diğer yanının çıkar ve kardan başka hiçbir kural tanımayan vahşi kapitalizmle tam bir köleye dönüştürüldüğünü gözlemliyoruz.

 Siverek gibi küçük bir ilçede bile elinizi nereye atsanız bu acımasız köleleştirmenin, birey çaresizliğinin bir hikâyesiyle mutlaka karşılaşırsınız. Sağlıktan eğitime, iş ve çalışma koşullarından, hizmet satın aldığınız su, elektrik, doğalgaz, iletişim gibi birçok alanda yaşanmış yüzlerce trajedi var.

Görevim gereği yardım hizmetlerini koordine etmeye çalışıyorum. Faturalarını ödeyemediği için bizlere başvuranların anlattıkları skandal düzeyde olaylar var. Amacımız mahkeme kurup yargılamak değil. Anlatılanların kriminal analizine de girmeyeceğiz. Sadece bireylerin hikâyelerini buraya taşıyarak bir farkındalık oluşmasına katkı sağlamak istiyoruz. Bize aktarılanların gerçeklik paylarını ise bu işlerden sorumlu yöneticilerin kendi iç denetimlerine bırakacağız. Burada yazacaklarımız bir anlamda kurumların ‘Şikâyet Kutusu’ işlevini görecek.

Bu anlamdaki paylaşımlarımızın ilki, özelleşme sonrası gittikçe daha büyük tepkiler, memnuniyetsizlikler ve mağduriyetler yaşatan elektrik hizmetleri veren kurumla ilgili olacak.

Tüketici faturalarının üzerinde DİCLE EPSAŞ yazan elektrik kurumu, halk arasında DEDAŞ diye biliniyor ve öyle adlandırılıyor. Elektrik hizmetleri ihalesini alan DEDAŞ, Özelleşme sonrası basına da yansıyan birçok toplumsal tepki ile karşılaştı. Kurumun savunması ise il genelinde kaçak elektrik kullanımının yüzde doksan üç seviyelerinde olduğu ve ticari olarak büyük zararlarla karşı karşıya kaldıkları şeklindeydi. Tabi bu konuda özelleştirme ihalesine kesinlikle zarar edileceği bilindiği halde neden girildi? Bu zararın devlet tarafından ne kadarı süspanse ediliyor? Yüzde doksan üç oranın bilirkişi üzerinden bir yasal tespiti yapılmış mı? Bu orana sulama arazilerinde kullanılan elektrik dâhil mi? Gibi birçok soruyla konun masaya yatırılarak konuşulması ve kamuoyunun bu bağlamda aydınlatılması gerekir.

Tüm bunlara rağmen durum ne olursa olsun, tek bir kişiye bile haksız bir faturalandırma, tek kuruşluk bir mağduriyet yaşatmak bile yasal anlamda suç, örf ve dinen haramdır. Bu arada kurumların haram kazançlarının vebali kime yazılacak? Sorusuna başta o kurumun çalışanları ve yöneticileri olmak üzere herkes kendi içinde yanıt aramalıdır.

Bu konuda ilçemizde yaşanmış yüzlerce olaydan üç tanesini anlatarak genel görünüşü ve gidişatı anlamaya çalışalım.

OLAY-1: Bir grup dershane öğrencisinin yaşadığı mağduriyet:

Liseyi bitirmiş üniversite sınavlarına hazırlanan üç öğrenci yanıma geldi. Ailelerinin köyde ikamet ettiğini, kendilerinin ise bir ev kiraladıklarını, dershaneye kayıt yaparak sınavlara hazırlandığını belirttiler. Ellerindeki 100 TL bedelli bir elektrik faturası vardı.

Elektrik sayaçlarının evin içinde olduğunu, kendilerinin de dershanede olduğu için evde kimsenin bulunmadığını, bu nedenle sayaç okuması yapılmadığı için bu faturanın yazıldığını ifade ettiler. Bu bilgiyi kendilerine DEDAŞ Siverek şube müdürlüğünün verdiğini belirttiler.

Kendilerine sayacı dışarıya alınması gerektiğini belirterek sayaç üstündeki numarayı getirseler bile kabul edilmeyeceğini ve her defasında bu faturanın kesileceği DEDAŞ tarafından söylenmiş. Zaten 400 TL taksitlendirilen borcun üzerine bu fatura da eklenince çaresiz bir şekilde birilerinin tavsiyesiyle yanımda soluğu aldılar.

Israrla tükettikleri elektriğin bu miktarda olmadığını, evde sadece akşam yatmak için bulunduklarını anlattılar. Sayaç kontrolü için bir randevu saati vermelerini veya kendileri ile beraber bir memur gönderip bu mağduriyeti düzeltmelerini istediklerini ama ciddi bir yetkili ve muhatap bulamadıklarını belirttiler. Yüzlerinden tam bir çaresizlik okunuyordu.

Kendilerine prensip olarak kişisel faturaların yardım kapsamında ödenemeyeceğini ifade ettikten sonra kuruma itiraz dilekçesi vermelerini söyledim.

Tebessüm ettiler. Bir önceki kesilen ceza için itiraz dilekçesi verdiklerini, dilekçeyi alan kişinin bu başvurunuzun iki üç aydan önce sonuçlanamayacağını, bu arada cezanın ödenmesi gerektiğini, aksi durumda kesilen elektriğin açılmayacağını belirtmiş. Ayrıca elektriği açtırmanın da 25 TL ücreti olduğunu hatırlatmış. Yani kısaca parayı yatırmaktan başka bir çözümün olmayacağını ifade edilmiş sınava hazırlanan öğrencilerimize.

Bir önceki itiraz dilekçesinin üzerinden üç aydan fazla zaman geçmesine rağmen hala bir sonucun kendilerine tebliğ edilmediğini, bu itirazdan da bir sonuç alabilme umutlarının olmadığını ifade ettiler. Sınava hazırlanan öğrencilerimizin moral, motivasyon anlamında çok kötü durumda olduklarını, bu stresin sınavlara hazırlandıkları kritik bir dönemde kendilerine büyük zarar verdiklerinden dert yandılar.  

OLAY-2: Babası yatalak hasta olan bir bayanın DEDAŞ’la yaşadıkları;

Kasım 2014 tarihinden itibaren İstanbul’da tedavi gören babasıyla Siverek’teki evine bu ayın başlarında dönüyorlar. Elektriğin kesildiğini yanılmıyorsam yedi yüz küsur TL bir cezalı borcun ihbar kâğıdının sayaca sıkıştırıldığını görüyorlar. Babasının sağlık problemleri ile bunalan kadın, geldiğinde de bu durumla karşılaşınca soluğu DEDAŞ Siverek şubesinde alıyor. Derdini kimselere anlatamıyor.

Bütün Siverek halkı elektrik hırsızı ya!

Söylenen yalanların bini bi para ya!

Zımnen karşılaştığı muamele, lisan-ı hal ile;

-Önce kaçak elektrik kulan, faturalarını ödeme, sonra gel babam hasta, evde yoktuk palavralarıyla ağla sızla! Karnımız tok bunlara!

 Modunda bir muhataplık hali!

Klasik süreç aynen tekrar ediliyor kadıncığaza! İtiraz dilekçesi ver. İki üç ay sürer yanıtlanması. Bu arada elektriğin kesik kalacak. Ya da bu cezayı ödersin. Üstüne 25 TL açma kapama bedelini verirsin. Elektriğin açılır. İtirazın sonucunu da beklersin.

Oh ne güzel Siverek!

OLAY-3: Emekli maaşı ile yaşayan bir vatandaşın DEDAŞ hikâyesi;

Yaşı 80’e dayanmış bir amcamız, emekli ikramiyesi ile aldığı ikinci evini 350 TL kiraya vermiş. İlçemizde maalesef kira kontratı yaparak su, elektrik ve doğalgaz gibi abonelikleri kullanıcının kendi üzerine alması gibi bir alışkanlık yok. Yeni kiracı amcamıza DEDAŞ’tan kesilmiş ve kaçak işlemi görmüş bir ceza makbuzu getiriyor. Elektrik kesilmiş. Kiracı perişan. Amcamız şaşkın. Kesilen ceza kâğıdında bambaşka bir isim var. Soyadının bir harfi farklı. Kesilen ceza %93 kaçak kullanımdan dolayı 1600 TL.

 Eve gidiyorlar beraber. Amcamız sayacının değiştiğini görüyor. Yol yordam bilmediği için bir vesile ile bana ulaşıyor. Kendim bizzat DEDAŞ’a gidiyorum. İçerisi mahşer gibi. Her kes öfkeli ve çaresiz.

Durumun netleşmesi için ısrarla mevcut sözleşmenin bilgisayardan kimin ismine kayıtlı olduğunun bir çıktısını talep ediyorum. Aynı sözleşmede iki farklı isim çıkıyor. Bu nasıl olur diyorum. İtiraz dilekçesine bu çıktının bir fotokopisini ekliyorum. Kayıt numarası alıyorum. İdareyle görüşmek istiyorum. Anacak nafile!

 Orda çalışan eski öğrencilerimden birine bu durumu soruyorum. Hocam diyor. Eski sayaçları söküp incelemeye gönderiyoruz. Bu arada komşudan, kapıcıdan sahibinin ismini soruyoruz. Oraya söylenen ismi kaydediyoruz. Bu çarpıklık ondan. Önemli olan sözleşme numarasındaki sayacın durumu. İsmin farklı olması problemi sorun değil.

-Bu işlemlerin sahibinden habersiz yapıldığını mı söylüyorsun?

 -Evet dedi.

Bu arada son beş altı aylık faturanın düzenli ödendiğini, bir borcun olmadığını, nasıl oluyor da birden bire bu ceza kesiliyor? Dememe karşılık;

 -Bakın bu işlem 2013 Kasım ayında yapılmış. Sonucu yeni gelmiş diyor. Bakın burada gönderilmeyi bekleyen onlarca sökülmüş sayaç var. Diyerek bir koli içindeki eski tip sayaçları gösteriyor.

-Ne olacak şimdi?

Klasik sürecin aynısını öğrencim de yeniliyor. Saki tüm personele bu cümleler ezberletilmiş! İtiraz dilekçesi ver. İki üç ay sürer yanıtlanması. Bu arada elektriğin kesik kalacak. Ya da bu cezayı ödersin. Üstüne 25 tl açma kapama bedelini verirsin. Elektriğin açılır. İtirazın sonucunu da beklersin.

Oh ne güzel Siverek! Dedim. Kahrolarak.

Amcamıza durumu izah ettim. Kira bedeli düzeyinde taksitlendirme yaptırdık. Üzerine bir de yasal faiz bindi. Yaklaşık beş altı aylık kirası DEDAŞ’ın kasasına girdi.

Bir ülkede yaşayan vatandaşın en temel ihtiyaçlarından biri olan elektriği kullanma hakkı, kurumun kendi iç işleyişi ile ilgili belirlediği kuralları acımasızca işletiyor. İki ay dilekçenin sonucunu bekle. Elektriğin kesik kalacak. Ya da parayı haklı da olsan, haksız da olsan öde ve kendileri tarafından kesilen elektriği de 25 TL ödeyerek açtır! Sanki günlük yaşamda iki ay elektriksiz kalmak çok normalmiş gibi! Kurumun kendisi de biliyor elektriğin günlük yaşamın en temel ihtiyaçlarından biri olduğunu. Ancak bunu bir şantaj gibi kullanarak vatandaştan parayı tahsil ediyor. Kim koyuyor bu kuralları? Örneğin bu itirazlar neden hemen yanıtlanmıyor? İtiraz süresi boyunca neden elektrik kesiliyor? Merak ediyorum başvurusu yapılan itirazların kaçına resmi yanıt verilmiş?

Kurumsal yönetimde evrensel standartların başında insan saygı ve nezaket gelir. Toplam kalite yönetimi, İSO gibi standartlar hep daha iyi ve kaliteli ürün ve hizmet vermek için yasalarla teşvik edilmiş. Bu standartların minimum düzeyde bile esamesini Siverek DEDAŞ’ta bulmak mümkün değil. Bir  kurumsal danışması bile yok!

Özelleştirmenin temel ilkelerinden biri de kurumların tüm birim ve altyapısıyla modernizasyonudur. Tek kuruşluk yatırım acaba Siverek DEDAŞ’ a yapılmış mı? Örneğin Siverek’in tamamına yakınında risk ve tehlike oluşturan direkli havai iletim sistemleri kullanılıyor. Bunların yeraltına çekilmesi programı var mı? Şehir merkezi, ana caddeler, meydan ve alanların aydınlatmalarına yatırım yapılmış mı? Ana bulvar aydınlatmalarının Belediye tarafından değiştirildiğini biliyorum. Hiçbir yatırım yapmadan sadece kurumsal gücünü kullanarak haklı haksız demeden gelir elde etmeye odaklanmak, kurumun kar ve kazancını merkeze alan bir kurumsal anlayışı toplumsal vicdan elbettemahkûm edilecektir.         

Evet dostlar! İşte böyle!

Devasa kurumların bireyi köleleştiren, çaresiz bırakan, sadece kendi çıkar ve karları üzerinden acımasız kuralları bireylere dayatan uygulamalar karşısında eğitimsiz, yoksul insanlar ne yapabilir? Derdini, mağduriyetini kime anlatabilir?

Anahtar Kelimeler:
Dedaş
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.