banner62

Siverek’te usul yönetimi

Yönetim ve yöntem biçimleri üzerine yılarca farklı tezler ortaya konulmuş ve bu uğraşlar çatışmalara neden olmuştur. Bu yüzden gelinen durumda toplum talepleri doğrultusunda yönetim sergileyen sistemler ayakta kalmayı başarmıştır. Çoğu ya yok olup gitmiş veya şekil değiştirip farklı versiyonlar ile varlığını sürdürmüş toplum tarafından kabul görmüştür. Toplumu dikkate almayan hiçbir yönetim şekli asla varlığını sürdürememiştir. Toplum taleplerini dikkate almak ve bu doğrultuda düzenlemeler yapmak, kanun ve kaideleri ona göre şekillendirmek toplumu önemsemek onun onayını almak demek yönetimin asıl önceliği toplum menfaati ve refahı olmalıdır.

 Tabi amacım burada yönetim biçimleri üzerin de durmak değil uzun süreden beridir kronikleşmiş bazı sorunları yönetim ve usul üzerinden değerlendirip irdelemek.

Özelde ilçemizde yılardan beridir kanun ve nizamdan çok usulle uygun yönetim biçiminin toplum üzerinde oluşturduğu baskı ve olumsuz etkileri hakkında durum değerlendirmesi tapıp sorunları irdelemek,konuya geçmeden önce, Dücane  cündioğlu’nun yönetim şekilleri üzerinde bir tasnifini sizlerle paylaşmak istiyorum.

Dücane hoca köy, kasaba ve kent ayrımı yaparken köy yönetimsel olarak güce ve duyguya dayalı olduğunu kasabanın ise biraz daha farklı güce ve akıla dayalı olduğunu söyler. Kent hakkında ise akılla dayalı yönetimlerin şekillendiğini söylüyor. Köy yönetimi için akıla ihtiyaç duyulmamış çokta kullanılmamıştır. Kasabada azda olsa kullanma gereği duyulmuştur. Kent yönetiminde ise asla güce ve duyguya yer yoktur. Akılla ortaya konan kuralar nizamlar vardır.

Bu tasnife bakıldığın da ilçemiz köy mü. ? Kasaba mı.? Yoksa kent mi.? Bunu belirlemek zor değil.! Modern yapıya sahip  bir ülke akılı önceleyen, kural ve nizamla yönetilen bir ülkenin parçası tabi ki Kural ve nizamla yönetilen bir kent yapısına sahip zaten nüfusu da bunu gerektirir. Ama ne yazık ki hala usule uygun kural ve nizamdan uzak.! Köy mahiyetinde bir yönetimle idare ediliyoruz.

Köylü gücü ve duygusuyla yönetilen bu usul nereden çıktı ona bakalım. Birkaç yıl önce sağlık bakanlığının aldığı bir kararla süt ve süt ürünlerine yönelik yapılan bir düzenleme buna en bariz örnek olabilir. Sağlık bakanlığı tarafından yapılan düzenlemede süt üreticilerinin artık sütü gerekli koşullar oluşturulmadan işleme yetkilerinin olmadığı süt üreticisinin sütünü işletmeciye satmak koşullu getirildi,işletmeci tarafından alınan sütün fabrikada gerekli yasal çerçeve ve izinler dahilin de işleyip tüketiciye ulaştırılması kurallı getirildi.

İlçemizde yılardır bu düzenleme olduğu halde, köylü  kendi sütünü işletip kendisi satıyor . Gelişi güzel bakkalda peynirini yoğurdunu satabiliyor. Yapılan bu işlem yasaya ve nizama uygun değil.! Lakin usule uygun bir şekilde sistem işliyor.Tabi bu örneğin şöyle bir makul açıklaması da var gerekli alt yapılar sağlanmadan bu yasanın uygulanmasının köylüyü mağdur edeceği o yüzden altyapı çalışmalarının desteklenmesi ve üreticinin ona göre yönlendirilmesi makul bir gerekçe olarak kabul edilebilir. Lakin yılar geçtiği halde gerekli alt yapısal çalışmalar ortada yok.!

Nizam ve kural hiçe sayılıyor.Bir diğer örneği de bu örneğe eşdeğer olduğu için onu da vereyim. Şehrin merkezinde yıllardır yapılan besicilik.? Artık kronik bir hal alan ve yıllardır yöneticilerin el atmadığı, atmak istemedikleri , risk almak istemedikleri için toplumda ciddi bir sorun oldu. Bir kesimin tepkisi dikkate alınarak yılardır topluma reva görülüyor yapılanlar. Bu kenti köy gibi yönetmek kabul edilir bir durum değildir olmamalıdır. Biraz akıl birazda kararlılıkla her şeyin üstesinden gelinir. Bundan eminim çok zor olmasa gerek bir besi organize sanayinin yapılması.?

Besici ve hayvan üreticileriyle görüşülüp belli bir plan dahilin de konu çözüme kavuşturulabilir. Bu yüzden gelebilecek tepkiler sorun etmemek gerek olmamalı. Önemli olan bir kesimin tepkisi değil kamunun yararı düşünülmelidir.Besi organize projesi hem yönetim hem ilçe hem de üretici için kazançlı olacaktır.Besi organizeye alışan besiciyi birkaç ay sonra şehre taşımaya kalkarsan asla kabul etmez. Çünkü kural ve nizam dahillin de kendisine verilen yerin onun için daha faydalı olduğu kanaatti oluşacaktır.

Bir diğer örneğimiz yine kent kültüründe köylü yönetim usulüne örnek teşkil eden ve yılardır keyfi bir uygulama,esnafın gelişi güzel kaldırım işgali.! Özellikle kahveciler, cadde park ve orta refüj ne varsa kamuya ait alanları işgal etmişler.Üstelik yılardır besicilik vakası gibi kronikleşmiş bir sorun olmuş durumda. Çözümü mümkün değilmiş gibi, toplum da buna çaresiz, sessiz ve razı i.Usulle uygun hareket edilerek bir kesim insanın tutumu dikkate alınarak topluma eziyet edilmektedir.

Yönetici ve idareciler bunların üstesinden gelemiyorsa bıraksın yöneticiliği başka işlerle uğraşsın ,işi yapabilecek kapasitede kararlı ve basiretli yöneticiler yapsın ,belki ağır gelecek bu serzenişim ama o kadar da olsun.! Bu durumu çözmek için kimseyi karşınıza almanıza gerek yok esnafla toplantılar yapıp yapacağınız düzenlemenin toplum için önemli olduğunu kamu yararına olduğunu izah edip onları bu konuda ikna etmek ya da farklı bir projeyle onları da bu işin içerisine katıp bu kronikleşmiş sorunu çözebilirsiniz.

Bu yöntem ve çabalar sonuç vermedi diyelim kararlı bir şekilde gerekli düzenlemeyi yapın neticede yasal düzenlemeler çerçevesinde kararlar alacaksınız.

Örnekleri çoğaltmak mümkün ama ortaya çıkan durum ilçe olarak kural ve yasal düzenlemelerin toplum adına uygun, olumlu neticeleri olduğu bilincinden yoksun menfi çıkar ilişkilerini önemsediğimiz bu bilinç ne yazık ki yöneticilerimizin de kabul ettiği bir durum haline gelmiş durumda.  Bir çok usul ve alışkanlıkların toplumun bir kesimine fayda sağlasa bile toplum ve kamu yararına olmadığı orta da geç olmadan modern bir kafa yapısıyla kararlı bir şekil de kronik sorunları acil bir şekilde hal etmemiz gerekli diye düşünüyorum. Yönetimsel olarak kendinizi yetersiz gördüğünüz durumlarda farklı planlamalarla sivil toplum kuruluşlarıyla bir çok sorunun üstesinden gelebilirsiniz,yeter ki planımız olsun kararlı ve azimli olalım.!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
iLYAS kambalı 3 ay önce

Eline Sağlık kardeşim önemli konulara değinmişsin il olma isteğindeki Siverek inşAllah bu sorunları aşar ve kendisine yakışır bir şehit olur

Avatar
M.KARADAĞLI 3 ay önce

Şehirler herkese uygulanan kanunlarla şehir kimliği kazanırlar. Avrupa'yı Avrupa yapan uygulanan kanunlarıdır. Ne yazık ki bu coğrafya henüz kasaba kültüründen kurtulmuş değil. Kasaba kültüründen kurtulmak isteyenler ne yazık ki şehri terk ediyor dolayısıyla onun yerini yine kırsal kesimden gelenler dolduruyor. Dolayısıyla kısır bir döngüde boğuluyoruz. Siverek'e has bir sorun değil bu sadece. Bu coğrafyanın bir kanunu ve değiştirilmesi dahi teklif edilemez kanunlar arasındadır bu sorunlar. Elinize sağlık...

Misafir Avatar
Muhsin Blgen 3 ay önce @M.KARADAĞLI

Devlet toplumun sosyolojik yapısını kayda alarak farklı kuralar oluşturabilir,yapıcı lokal düzenlemelerde yapar ama bunları belli bir yasal düzenleme içerisinde uygular toplum adaptasyonu sağlandıktan sonra gerekli geçişler yine yasal düzenlemelerle sağlanır.Tezat oluşturan durum usul uygulayıcıları toplumu temsil etmiyor, çoğunlukça kabul edilen uygulamalar yok ortada.,kronikleşmiş sorunlara ilişilmek istenmiyor,yönetim mekanizması toplumun hasasiyeti varsa onu yine yasal usuler üzerinde yönlendirici konumda olmalı,toluma reva görülen şey toplumun sosyolojik hasasiyeti değil kanımca,geleneksel alışkanlıklar sadece ,ve bunu çüzümsüz gören basiretsiz yönetim başka nedeni yok kanaatimce, bizler olup biteni menfi yönde değişim çabası içeriside olmakdıkça göçüp giden de çok olur. ilginiz için çok teşekkür ederim sevgili hocam...

Beğenmedim! (0)