SUÇ: Hukuk kurallarının, toplum için zararlı ve tehlikeli görerek yasakladığı ve cezai yaptırıma bağladığı eylem. Suç anlayışı, toplumlara ve çağlara göre büyük değişiklikler göstermiştir.


CEZA: Topluma zararlı eylemlerde bulunanları bazı yoksunluklara bağlı kılarak toplumun bu eylemi onaylamadığını belirten bir yargı kararı ve sorumluluk derecesiyle orantılı olarak uygulanan yaptırım.


AF: Yapılmakta ya da yapılacak olan suç kovuşturmasından ve hüküm altına alınmış bir cezanın bir bölümünün ya da tümünün yerine getirilmesinden adalet ve toplum yararı kaygısıyla vazgeçilmesi işlemi.
İnsan iradesinin mahsulü kanunların açık kalmış kapılarını bir nimet bilerek oradan içeri giren failler, işledikleri fiillerden dolayı, haklı-haksız cezalandırıldıklarını verilen cezaların ise yaptıklarının dengi olup olmadığını hiç kimsenin tayin edemeyişinin bir sonucu olacak ki, zaman zaman çıkarılan özel ve genel aftan yararlandırıldıklarına şahit oluyoruz.


İşlenen fiile karşılık verilen ceza bitmeden kitle halinde affetme durumu söz konusu oluyorsa; ceza yasasının inandırıcı, gerçekçi veya adil olamadığını, aynı şekilde affedenin de bu cezaya inanmadığını söylersek hata yapmış olmayız herhalde. Çünkü gerçekten verilen cezanın fiilin tam karşılığı olduğuna inanılmış olsaydı ne af yasasına, ne faili savunmak için avukatlara, ne de Uluslararası Af Örgütü'nün üye ülkelere müdahalesine gerek kalacaktı.
Af olayının sık sık gündeme gelmesinin temelinde yatan sebep; galiba, insanın kendi otoritesini başkalarına kabul ettirmek için koyduğu kanunların şartlara uyum göstermemesinden kaynaklanıyor. Zira affetmek her zaman adaletin sağlandığına veya merhamet edildiğine delalet etmez. 


Kızı, 5 Ekim 1998’de tecavüz edilerek öldürülen ve kendisi de yaralanan Hanım Yeşilyurt, Rahşan Affı olarak bilinen Şartlı Salıverme ve Erteleme Yasasıyla (22 Aralık 2000’de çıkarılan 4616 sayılı yasa) katillerin affedilmesi halinde, katilleri bulup cezayı kendilerinin vereceğini söyleyerek hükümetin çıkaracağı af kanununa karşı tavır alıyordu kendince haklı bir mağdur olarak.
İktidar edenlerin çıkarları söz konusu olunca koydukları kanunları gerektiğinde çiğneyerek adaleti sağlamak adına zulme neden olabilirler.


İktidar gücünü halktan alan her çeşit devlet yapılanması içinde; birey ve topluma karşı işlenen suçlar devlete; devlete karşı işlenen suçlar da birey ve topluma karşı işlenmiş denmektir.
Bu mantık doğrultusunda hareketle suçluların affedilmesinin sadece devlet eliyle olmaması gerektiği sonucuna varabiliriz. 12 Eylül askeri darbesiyle cezalandırılan siyasilerin, halka karşı doğrudan bir suç işlememiş oldukları halde halk referandumu ile affedilmişlerdir. Bu uygulama kötü olmamakla birlikte içinde bir ayrıcalığı barındırması açısından adil görünmemektedir.


Sıradan bir vatandaşın işlediği suç ile belli bir konumda veya kariyer sahibi birinin işlediği suça yapılan muamelenin farklı olması ve yasaların uygulanmasında aynı prosedürün takip edilmemesi ya da verilen cezanın tamamlanması için mahkûmun konulduğu mekânın ayrıcalıklı olmasını eşitlik ve adalet ilkelerine aykırı uygulamalar arasında sayabiliriz.


Siyasi otoriteler kendi geleceklerini veya taraftarlarını kurtarmak ya da toplum üzerinde etkilerini artırmak için zaman zaman af çıkarmaktalar. Ancak af kapsamına giren bir kısım mahkûmun işlemiş olduğu suçlar doğrudan toplum ve bireylere karşı işlenmiş suçlardır. Bu durumda olan suçluları affetme yetkisinin, insan psikolojisinin doğal gereği olarak, mağdura ait olması gerektiğini gelen tepkiler göstermektedir. 
Eğer bu yetkiyi siyasiler politik malzeme yaparak kendileri kullanırsa af yerine zulüm etmiş olurlar. Öyleyse bu durumdan şu sonucu çıkarabiliriz: Kendi otoritesini kurmak için koyduğu kanunları, af adı altında, zulüm etmiş olsa da, yine otoritesini korumak için çiğneyebilmektedir insan.
Devam edecek

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.