Siverek.7000 yıllık tarih,bu tarih içerisinde nice medeniyetler ve milletler ve bu medeniyetlerin yaşadığı kültürler, sosyal yaşamlar, topluluklar,olaylar ve toplumu ayakta tutan ve önemli olaylara damgasını vurmuş büyük insanlar aydınlar. On dokuzuncu asırdan önceki unuttuklarımız ayrı bir acı, ne birini tanıyoruz nede biliyoruz. Bunları bir yana bırakalım da günümüzde ki Siverek, Sosyal yaşamın ve gerçek kültürün neresinde? Köylerle birlikte 250 bin nüfuslu Siverek’te yaşayan insanlar ne yapıyor, nerede, nasıl yaşıyor?

 

Sabah kalkıyor esnaf dükkanına,memur dairesine, işçi işine,emekliler kahvehanesine, kadınlar ev işlerine, çocuklar okullarına, köylü tarlasına gidip akşama kadar çalışıp çabalamaya ve helal mı, haram mı olduğuna bakmadan elde ettiği kazancını, günlük ise bir şeyler alıp çoluk çocuğuna nafaka etmeye, büyük iş veya ticaret sahibi ise malına mal katıp biriktirerek, günü geldiğinde, hayatı boyunca, insanlığa ait olan bir çok değerleri feda ederek biriktirdiği malları mülkleri bırakıp gideceğini bilerek veya bilmeyerek gününü akşam eder ve sonra evin yolunu tutar evine gider. Sabah olur yine aynı şey, yine akşam olur sabah olur yine aynı şey, hep sabah olur akşam olur tüm ömür boyunca hep aynı şey aynı hayat.

 

 

Düşünüyorum da; acaba bu insanlık 70 80 yıllık koca bir ömrü, çalışmak, kazanmak, yemek, içmek, uyumak giyinmek ve tuvalette def’i hacetini yapmak için mi yaratılmıştır. Elbette ki tüm bunların hepsi, yaşamımızın temeli olan bedenimizin en büyük ihtiyaçlarındandır. Ama hiç düşündük mü varlığımızın oluşumu, yüzde on beşi cisim (Beden), yüzde seksen beşi ise varlığına kesin inandığımız ve göremediğimiz ruh olduğunu. Öyle ise 70-80 yıllık tüm ömrümüzün yüzde  95 ini, varlığımızın yüzde on beşini teşkil eden  bedenimize (cismimize) harcıyoruz, varlığımızın yüzde seksen beşini teşkil eden ruhumuza (Maneviyatımıza) ise ancak Ömrümüzün yüzde beşini harcıyoruz. Yani gerçek olarak yapmamız gereken şeyin tam tersini yapıyoruz.

 

 

Bütün insanlığın asıl ve temel sorunu olan bu konuya çözüm bulmak için kimse düşündü mü veya harekete geçti mi ? İnsanların bu konuda eğitilmesine herhangi bir sivil veya resmi merci teşebbüs etti mi ? İnsanların sosyal yaşama, kültüre sevgiye, saygıya, iyilik yapmaya, huzur içinde yaşamaya, geçmişinden haberdar olup ibret almaya ve geleceğini ona göre hazırlamaya ve en önemlisi insanların maddi açıdan kat kat daha fazla manevi açıdan biri birlerine ihtiyaçlarının olduğunu hiç düşünen oldu mu? Acaba iş ve ev komşularımızı ne kadar seviyoruz, akrabalarımızı ne kadar ve nasıl seviyoruz, Fakirleri, hastaları, öksüzleri, yaşlıları ve kimsesizlerden ne kadar haberdarız, ne kadar ilgileniyoruz? Yarın bizim veya sevdiklerimizin aynı durumlara muhakkak düşebileceğimizi hiç düşündük mü, ve ömrümüzün yüzde 95 ini içinde geçirdiğimiz doğa harikası memleketimizin yararına neler yaptık? Acaba insanlarımıza ve memleketimize faydalı olabilecek fertleri tanıyıp görev  başına getirmeyi becerebildik mi? Ve başımızdakilerden şikayet ederken, asıl suçun bizde olduğunu hiç düşündük mü ? Ve huzursuzluğumuzun, mutsuzluğumuzun, tüm çektiklerimizin asıl sebebinin bizler  olduğumuzu düşünerek başımızı ellerimizin arasına alıp kendimizi sorgulayıp  deriiin deriiin hiç düşündük mü ?

 

 

Bütün bunları düşünmedikçe, kendimizi hesaba çekmedikçe, üstümüze düşen sorumlulukları yerine getirmedikçe rahat ve huzuru saygıyı ve sevgiyi  bulamayacağımızı ve günden güne uçuruma gittiğimizi hiç düşünebiliyor muyuz. Bu kadar mı insanlıktan   ve düşünmekten uzaklaştık, insanlığımızı unuttuk.

 

 

Ve bizler tüm bunları düşünmedikçe, insan olduğumuzu hatırlamazsak, bu memleketin bizim olduğunu, bu memleketin bize ihtiyacı olduğunu ve sorumluluklarımızın bilip  yerine getirmezsek, unutmamalıyız ki, hiçbir zaman huzuru, mutluluğu,saygıyı,sevgiyi,gerçek insanlığı ve yaşamayı bulamayız ve sonumuz hüsran olur.     

Araştırmacı yazar Ramazan ÖZGÜLTEKİN 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.